17 NİSAN KÖY ENSTİTÜLERİ’NİN KURULUŞU: NEDEN KÖY ENSTİTÜLERİ

Türkiye Cumhuriyetini kuran ekip, ülkenin yörüngesinin aydınlık dünyaya çevirdiği 1930’lu yıllarda, öncelikli alanının, eğitim ve öğretim olması gerektiği konusunda birleşmişti. Eğitim ve öğretim alanındaki efsane isimlerden Hasan Ali Yücel, İsmail Hakkı Tonguç ve Halil Fikret Kanat okuma-yazma bilmeyenleri çoğunluğunun köylerde olduğunu, köy halkına eğilmek olduğunu çok iyi biliyorlardı. Bu nedenler kırsal kesimi kalkındırmak ve eğitmek için sorunun merkezine giderek köylüyü köyünde eğitecek, üretime katacak ve aydınlatacak eğitimciler yetiştirmek konusuna ağırlık vererek, belki de eğitim-öğretim alanında dünyanın en iddialı ve etkin projelerinden biri olan Köy Enstitüleri projesinin 17 Nisan 1940 yılında 3803 sayılı yasa ile yaşama geçirdiler.

Köy Enstitüleri projesi temelde eğitim-öğretim uygulama ayakları içerecek, çok yönlü aydın öğreticiler yapacak köylünün ekonomik kültürel kalkınması için temel üretim kaynağı olan tarım konusunda modern ve bilimsel yaklaşım projenin temel hedefleri arasındaydı. Bunun yanı sıra kültür dersleri arasında müzik, el iş sanatları, yurttaşlık bilinci ve dünya vatandaşı kavramları belirleyiciydi. Kurgulanan model son derece başaralı oldu. Köylerde hiç olanağı olmayan köy çocukları arasında aydın, birikimli örnek insanlar yetişti. Köy Enstitüleri öncesinde köylerde yaşayan insanlar için eğitime ulaşmanın tek yolu şehirlere gitmekti. İşte önemli bu sorunu Köy Enstitüleri çözüme ulaştırdı. Köy Enstitüsü çıkışlı eğitimcilerin başarıları köylerde sınırlı kalmadı güzel sanatların her dalında, bilimde, sanatta, politikada, toplumsal iş birliği çalışmalarında sayamayacağım kadar kişilerin varlıkları meydanda. Çoğu ebediyete gitse de hayatta çok örnekler var. 3803 sayılı yasa ile kurulan Köy Enstitülerine öğrenci beş sınıflı köy ilkokulunu bitiren öğrenci alınır. Köyde beş sınıflı okul yoksa üç sınıflı eğitmenli okul çıkışlıları Köy Enstitülerinde açılan uygulamalı okuluna alınır iki yıl sonra Köy Enstitüsüne kaydı yapılır. Enstitülerde eğitim-öğretim kış yaz aralıksız beş yıl sürer. Öğrencinin yılda on beş gün ara ile bir ay izinli sayılırdı. Çok kısa sürede yurdun 21 yerinde Köy Enstitüsünü bitirenler arasında yeteneği göz önüne alınarak Öğretmenler Kurulu tarafından seçilirdi. Efsane hale gelen bu okullardan mezun olanların eşli tükenmektedir. Kendi 1946 döneminde hayatta kalan 6 kişiden biriyim. 21 Köy Enstitüsü yurt genelinde parlayan gerçek bir ışıktı. Çağımızda Üniversite öğrencilerine araştırma tezi olarak verildiğine tanığım. Türkiye bugün Köy Enstitüleri konusunda pişmanlık duygusu yaşıyor bu duygunun tüm topluma yayıldığı iddia edilemez. Köy Enstitüleri hakkında o kadar çok kitaplar yazıldı ki sayını bilemem. Yıllar önce Ankara’da kurulan Çağdaş Köy Enstitüleri Vakfı ile İzmir’de kurulan Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneğinde istenile bilgiler bulunur. Eğitim-öğretimin karma olamaması nedeni ile yalan yanlış karalamalarla, toprak ağalarının, köylünün uyandığını görüp iktidar yanlılarına yaptıkları baskılar sonucu önce Yüksek Köy Enstitüsünü ardından orta kısımları klasik öğretmen okuluna dönüştürdüler. Kendi ürettikleri ile yiyeceğini kısmen sağlayan devlete mali yükü az olan bu güzelim yuvalara kıyıldı yazık oldu. Okuma olanakları olmayan köy çocuklarının günahını kimler ödüyor. Yine köylü ödüyor. 12 yaşında eline mala, çekiç alan, duvar yapan, çatı yapıp kiremit döşeyen, at ile öküzle kara sabanla, pullukla çift süren, ağaç diken, sofrasında zeytini sayı ile bölüşen, sabah un çorbası öğlen pırasa akşam lahana kapuskası yiyerek çalışma koşullarına ancak köy çocuğu katlanır. Bu koşullarda yetişen köy çocukları arasında öyle cevherler keşfedilmiş gurur kaynaklarımız olmuşlardır. Çok söylenecek sözler var bu modeli benimseyen uygulamaya devam eden faydasını gören devletler var. Bize de 17 Nisanlarda birliktelik sağlanabilirse düşüyor. Topluca işe derse giderken dilimizden düşürmediğimiz Ziraat Marşımızı bir kıtası ile nakarat bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum Köy Enstitülerinin özetlemeye çalışabilseydim mutluyum.

Sürer eker biçeriz güvenip ötesine

Milletin her kazancı milletin kesesine

Toplandık baş çiftçinin Atatürk’ün sesine

Toprakla savaş için ziraat cephesine

Biz ulusal varlığın temeliyiz köküyüz

Biz yurdun öz sahibi efendisi köylüyüz…    

YORUM EKLE