Sayın Denktaş; Gelmiş Say Bizi...
Topluma mal olmuş her şahsiyetin ardından bir arzum var ki depreşir durur derinden derinden. Onlar’ı ebedi âleme uğurlarken o büyük topluluklarda bende olmak isterdim. Tıpkı KKTC kurucu Cumhurbaşkanı hemşerimiz Sayın Rauf Denktaş’a yapılan törene katılmak istediğim gibi. Fakat zaman, zemin, imkân faktörleri devreye girince bu arzum hep bir ukde olarak kalmaya mahkûm oluyor. Yetmezmiş gibi yapmak isteyip de yapamadıklarım çoğalıp duruyordu.
17.01.2012 -
13:01
-
890 kez okundu
13 Ocak 2012 Cuma günü 88 yıllık ömrü büyük mücadelelerle geçmiş Türklük dünyasının tevatür efsanesi dinlenmeye çekildi. Son nefesinde bile gösterdiği “Kıbrıs bağımsız bir Cumhuriyettir” direnci, özgürlük mücadelesi verenlere en yüksek mertebeden örnek teşkil edecek mahiyettedir. Ruhen aramızdadır.
Karaman tarih boyunca bağrından çok önemli şahsiyetler çıkarmıştır. Bunlardan biri de atalarından dolayı Karamanlı olan Rauf Denktaş’tır. Böylesi Allahın lütfü liderler çok yetişmiyor. Yetişse bile, her liderden de devlet adamı olmuyor.
Yukarıda söylediğim aynı arzu, Zeki Müren, Barış Manço ve Cem Karaca göçüp gittiğinde de depreşmişti. Kimilerine tuhaf gelebilir ama kendimi Zeki’ye, Barış’a ve Cem’e hep borçlu hissederim. Çünkü onların müziğini bizim kuşak 40 yıldır büyük bir iştahla içer gibi tüketti. Ölüler dirileri hala besliyor. Söyledikleri ile duygulandık, sevdik, donandık, hayata hazırlandık. Bundan daha büyük istifade olabilir mi? İşte böylesi günlerde depreşen arzum, kendilerine olan büyük borcumun küçük bir kısmını ödeyebilmek adına bir fırsattı kuşkusuz. Kimin kimden önce gideceği belli olmaz ama yarın Erkin Koray konu olduğunda da aynı duyguları yaşayacağım kesin.
Başa dönerek, biraz işin kolayına kaçarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Eğer başka bir Ahmet Mısırlıoğlu olsa idim, katılma durumunda olsa idim; Denktaş’ı uğurlama törenine Karamanlıyı temsilen Karamanlılarla koşa koşa giderdim. Hem bunu bir vazife addederdim. Hatta Karamanoğlu Mehmetbey’in, Yunus’un yattığı, Atatürk’ün ve Mevlana’nın kokusunun sindiği bir kavanoz Karaman toprağını mezarına serpmeden de kendimi alamazdım.
Elimize mi yapışırdı sanki…
Sen bize bakma Koca Reis… Gelmiş say bizi…