Konuyla ilgili olarak Eğitim İş İl Temsilcisi Mahmut Demir yaptığı açıklamada, “Üzülerek ifade ediyoruz ki, demokrasi ve hukukun üstünlüğüne karşı güçler ittifakının Mahkeme’nin kararını etkilemeye dönük baskı ve saldırıları sonrasında verdiği karar Yüksek Mahkemenin varoluş gerekçelerine uygun düşmemiştir. Yüksek Mahkeme, Anayasanın kendisine verdiği Anayasayı koruma yükümlülüğünün gereğini yerine getirmemiştir. Buna rağmen, demokratik hukuk devleti ve yargı bağımsızlığına bağlılığımız gereği verilen karara saygı duyuyoruz. Bağımsız yargıyı, dolayısıyla laik demokratik bir hukuk devleti olma iddiasına ulaşmayı hedefleyen Türkiye Cumhuriyetini çok ağır bir tehdit altına sokan kararla ilgili değerlendirmeyi tarih yapacaktır. Varlığını 12 Eylül darbesine borçlu olan iktidarın, sözde 12 Eylül hukukunu demokratik bir zemine çekmek amacıyla dayattığı paketle ilgili görüşümüz net. Perdeleme amaçlı hükümlerle gerçek hedefi gizlenmeye çalışılan Anayasa değişiklik paketini reddediyoruz. Anayasa Mahkemesi’ni, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu siyasi iktidarın güdümüne sokarak ülkeyi yandaş bir yargının elinde cehenneme dönüştürme hedefiyle hazırlanan paketin, kabul edilmemesi için bütün olanaklarımızla mücadele edeceğiz. Hesap verme korkusuyla dokunulmazlık zırhının arkasına gizlenenlerin, yargı bağımsızlığına yönelik saldırılarını göğüslemek için en geniş demokratik direnişi örgütleyeceğiz” dedi. DEĞİŞİKLİK, KAMUDA ÇALIŞANLARIN HAK ARAMA YOLLARINI TIKIYOR Yapılacak anayasa değişikliğinin kamuda çalışanların hak arama yollarını tıkayacağını belirten Demir, “Anayasa değişikliği; işsizlik, yoksulluk, sosyal güvenlik, terör gibi başat sorunlarımıza çare üretmiyor. Aksine Kamuda çalışanlara, “Toplu Sözleşme” adı altında “Toplu kontrol “ uygulaması getiriyor. Bilindiği gibi toplu sözleşme hakkı Anayasa’da zaten bulunuyor. Bu kez, bu hak yinelenir gibi gösterilirken esasında tümü ile adı var kendi yok hale geliyor. Çünkü toplu sözleşme sırasında uyuşmazlık çıkması halinde (uyuşmazlık çıkması işin doğası gereğidir.) taraflar, “Kamu Görevlileri Hakem Kurulu”na başvuracaklar. Bu kurulun kararı da kesin ve toplu sözleşme hükmündedir. Kurul, iktidar tarafından atanıyor. Verilecek kararların yansız olması mümkün mü? Bu kurulun kararlarına karşı dava da açılamıyor. Yargı denetimi ve hak arama yolu kamu çalışanları için hak olmaktan çıkıyor. Daha önemlisi, daha önce Anayasa’da var olan sendikaların, üyeleri adına dava açma hakları da ortadan kaldırılıyor. Bu değişiklik kamu emekçilerinin yararına değildir. Çünkü: “grevsiz toplu sözleşme, yakamayan ateş, ıslatmayan su gibidir.”Şimdi biz, bu değişikliklere evet dersek, çalışanların üretimden gelen gücünü kendi yararına kullanmasına izin verilmeyecektir. Bu nedenle de Hayır diyeceğiz. Son 8 yılda hayatı zehir olan, onuruyla oynanan milyonlarca emekçiyi ve halkımızı 12 Eylül’de sandık başında olmaya çağırıyoruz. Bu süreçte grev hakkı gasp edilen, kaderi iktidarın atadığı ve kararları yargı denetimine kapalı bir kurula devredilen emekçi, kendisiyle dalga geçen, onuruyla oynayan gerici anlayışla işbirliği yapanları dikkatle gözlemlemelidir. Gözlemlemeli ve yan yana yürüdüğü anlı-şanlı(!) yapıların neye hizmet ettiğini görerek tuttuğu safı yeniden değerlendirmelidir. Bizler, “sözde ilerici -bu süreçte net olarak tescil edileceği üzere- özde işbirlikçi, kıvırtmayı meziyet haline getiren emek yapılanmalarından farklı olarak; 12 Eylül günü, 12 Eylül faşizminin halkımızın başına bela ettiği totaliter yönetim özlemindeki vurgun düzenine son vermek için sandık başında olacağız. Ve Anayasa değişikliğine “HAYIR” diyeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.
Yazar: Karaman'ın Sesi
Tarih: 21.07.2010 19:28:33
|