CHP NEDİR NE DEĞİLDİR?

Türkiye’de, 1919-1923 yılları arasında askeri ve sivil bürokratların iç ve dış düşmanlarla mücadele ettiği ve iki alanda da başarılar kazandığı bir dönemdir. Bu başarıların kazanılmasından sonra bu başarıları elde edenlerin kurdukları yeni devlette, oluşturdukları ilk siyasi örgüt CHP olmuştur. 9 Eylül 1923

Bilindiği gibi siyasi partiler, demokrasinin vaz geçilmez unsurlarıdır ve bir tüzel kişiliğe sahip örgütlerdir.

CHP’nin kurulmasındaki temel amaç: parti aracılığı ile çağdaş bir ulus devlet ve çağdaş bir ulus toplumun oluşturulmasıdır. Bu amaca ulaşabilmek için özellikle 1922-1932 yılları arasında yoğunluk kazanan; eğitim, hukuk, sosyal ve siyasal alanlarda bir seri devrimler, CHP aracılığıyla gerçekleştirilmiş; yine CHP aracılığıyla da bu devrimler kalıcı kılınmaya çalışılmış ve karşı devrim girişimleri bastırılmıştır.

CHP, Türkiye’yi II. Dünya Savaşı’na katmamış ancak, her an savaşa girilecekmiş gibi de, hazırlıkları ve önlemleri elden bırakmamıştır. II. Dünya Savaşı sonunda, dünyada özellikle de Avrupa’da demokrasi hareketlerinin öne çıkması karşısında, CHP, Türkiye’de de çok partili demokratik yaşama geçilmesini 1946 yılında gerçekleştirmiştir.

1965 yılında CHP, bu kez merkezine emeği alan bir sosyal demokrat kitle partisi durumuna gelerek, değişime uğramıştır. Ekonomide de ihtiyaç duyulan ve vatandaşların giremediği alanlara devletin yatırım yapmasını ya da karma ekonomi modelini öngören bir ilkeye sahiptir.

CHP’nin kuruluş aşamasıyla başlayan tarihsel misyonu: Devrim… Devrim ve Devrimdir; yani sürekli devrimdir. Bu nedenle CHP ülkede demokrasi, laiklik, özgürlük, hukukun üstünlüğü ve insan haklarının gerçekleştiricisi ve teminatı olmuştur.

CHP, bir sınıf partisi değildir…

CHP, merkezine kurucusunu alan bir parti de değildir. Hiç kimse, CHP’nin içinde bir yerlere gelmek için Atatürk’ü kurtuluş atı yapmasın…

Hiç kimse, ben Atatürkçüyüm ya da CHP, Atatürkçü bir partidir şeklinde yaklaşımlarda bulunmasın.

Atatürkçü ya da Atatürkçülük diye bir tanımlama yoktur, olamaz da…

Atatürk’ün ortaya koyduğu ilkeleri özümsenmeli, içselleştirmeli ve hayata aktarılmalıdır; ayrıca bir diğer yaklaşım da, Atatürk’ü anlamaktır. Atatürk, hangi zamanlarda, nerelerde ve hangi koşullar altında neler başarmıştır; biz kuşaklara da ne yapıp ne yapmamamız gerektiğini bildirmiştir. Bunları görmek, anlamak ve algılamak görevimiz olmalıdır, Atatürk’ü sömürmek değil…

Bilelim ki; Atatürk, bu toplumun ortak değeridir, bu nedenle de bir siyasal partiye veya bir gruba mal edilemez…

CHP, tüzüğünde yer alan ilkeler çerçevesinde ve programında yer alan konular doğrultusunda çalışan bir kitle partisidir. Bu nedenle; partinin tüzüğünü benimseyen ve programında yer alan konularda ve parti disiplini içinde CHP’de siyaset yapmak isteyen vatandaşlar, CHP’ye kaydolabilir, CHP yönetiminde görev alabilir.

Bu nedenle, hiç kimse CHP’de görev alan kişilere; sağcı, solcu, dinci, gerici vb. etiketler yapıştıramaz, damga vuramaz. Bu tür yaklaşımlarla, sosyal demokrat ve demokratik bir kitle partisi olan CHP’ye yönelik yamalı bir parti imajını yaratamaz.

Yoğunlukla son günlerde, bütün bu gerçeklere rağmen, CHP’yi rayından çıkarmaya çalışanların olağanüstü çaba sarf ettiklerini hayretle izlemekteyim. CHP’yi sayılar arasına hapsedip, temel misyonundan uzaklaştırılmasını ve koparılmasını uygun bulmuyorum. Bu tür davranışları da hoşgörüyle karşılamıyorum.

Kısacası, CHP, kimsenin içinde at oynattığı ya da at oynatacağı bir alan değildir…

YORUM EKLE

banner284