banner286

İmam Hatip Lisesi Öğrencisi Türkiye İkincisi Oldu

Bursa Osmangazi Belediyesi’nce her yıl düzenlenmekte olan Liseler Arası Mevlana şiir yarışmasında ilimiz Merkez Anadolu İmam Hatip Lisesi 12. Sınıf öğrencisi İsmail Emre Gümüş’ün şiiri 2’incilik ödülüne layık görüldü.

İmam Hatip Lisesi Öğrencisi Türkiye İkincisi Oldu

Türkiye geneli düzenlenen ve 872 şiirin yarıştığı yarışmaya “Gel Yeniden Gel “ adlı eserle katılan ve Mevlana diyarı Karamanımızı layığı ile temsil eden başta İsmail Emre Gümüş ve okul yönetimi nezdinde tüm okulu tebrik ediyoruz.
Yarışmada dereceye giren ve muhteşem bir duygu ile yazılan o Şiir:
GEL YENİDEN GEL!
Ey Hazreti Molla!
Ne olursun gel, yeniden gel
İster yanan yüreklerimize bir katre su
İster kör olmuş gözlerimize mürşit ol
Gel, rüyalarımızın mihmanı ol, gel
Bir lahza ilham ol gönüllerimize
Bizim halimiz ki gayrı nicedir
Ermiş olsan da “Aşk”ında visale
Ne olursun gel, yeniden gel!
Ey Hazreti Molla!
Nasıl ki Hira’da başlayan o mutena aşk
Sahibini badiyeden miraca çıkardığı gün
Bir sadık dost, yâr’i olmuştu o yâren’in
Seninde biricik refikin olmuştu Şems
Tıpkı o en güzel maşuk’un yâren’i gibi
Aşk tezgâhında ömrüne yâr eylediğin
Gönül hırkasını üzerine ar eylediğin
Su-i mekânda senin en güzel yoldaşın
Sahi bir de aşkın vardı seni aşk ile döndüren
Yaktıkça yakan hem de cezbesinde söndüren 
Sen ki asıl varlığın membaında yıkanmış
Bi’ismi’yle başlayan hakikatle süslenen
Sen ey mürşid-i şahika kapısının kölesi
Oku diyen,  o ilahi hoşgörünün bendesi
Kudret kalemiyle yazılı o kâinat şifresini
 “Dinle!” Deyip çözmeye binlerce söz söyleyen
Ey Gönüller Hâcesi!
Toprak ki o pak bedenine yıllardır mekân olsa ne
Sevdaya davet eden ruhun sığmıyor dimağlara
Bir düğün gecesi varsan da o ilahi huzura
Aşkın rayihası durmakta bin yıldır dergâhında
Ummanına dalanlar felâha erdiler bir bir
Kurtuldular o “Gel!” çağrına icabet edenler
O umut kapısına varıp gönülden yüz sürenler
Tövbesi bozulsa ne ki her dem tövbedeler
İçen ki o “Mesnevi” suyundan bir daha susamadı
Gönlünden söz söyleyenler konuştu susamadı
Devirler girerken ahir zamanın, o kumdan saatine
Her geçen zaman muhtaç olduk kardeşlik iklimine
Şimdi bütün ham gönüller pişmeden yanar oldu
Sessizce insanlığı gömen, gel gör ki insanlar oldu
Ey Gönüller Hâcesi!
Bakar da görmezlerle dolu şimdi yeryüzü
Görse ne, bilmez oldu menzil neresidir varış nereye
Yaratılanı seven kalmayınca yaratandan ötürü
Neyzenler hepten aynı hüznü besteler oldu
Aşk kâlu belâ’dan beridir bir tek olanı sevmekti
Bir tek olanı gönle koyup gönlüne girebilmekti
Şimdi ruhsuz binlerce ten, aşk diye bir tene tapmakta
Mecnun olmuş onca Aslı binlerceye şirinlik yapmakta
Artık gömlek olsa ne, yürek kalmadı Yusuf’larda.
Hayâ perdesi yırtılmışların yurdunda,
Gayrı yürek olsa ne Yusuf’larda
Kerem sahibine muhabbet beslemekti aşk’ın aslı
Oysa şimdi gönüllerde fani olanların resmi aslı
Ey Hazreti Pir!
Kalmadı gayrı kardeşlik, hani din, dostluk nerde?
El olduk biz bize, çektik aramıza görünmez bir perde
Dilimiz sevgiden bahseder de kalbimizin haberi yok
Hepten unuttuk hoşgörüyü, özünü kaybedenler ne çok
Senin yolun ki ‘Aşk’ın deryasını temsil ederken
Bizi bulanık nehirlerden,  su içme telaşı sarmış
Gel diye çağırdıkların çağrına sırt döndüğü gün
Çoğaldıkça çoğalır oldu imtihanı kaybedenler
İsyan sahipleri tövbe için, el açmayınca semaya
İnsanlıkla beraber kıyıya vurdu Aylan bebekler
Umudun kapısına gelmemeye yemin edenler
Bir gece vakti günahsız Ümran’ları
Kaybolan vicdanlarına gömdüler              
Ey Hazreti Pir!
Meğerki ülkemde dünya sevdalısı
Sahte inananlar da varmış
Bir ihanet ordusunda mürit
Yalancı peygambere kananlar varmış
Koynumuz da yıllarca beslenenler
Mevlana diyarını hepten yıkmaya heveslenenler
Bihaber olunca senin “Dinle!” Dediğinden
Hele ki aşkla dinlediğin “Din”den
Kubbe-i Hadra’ları ki bir yeşil bina sandılar
Gerçek aşk’ın ne olduğuna ta ki çok geç uyandılar
Unutmadık vuslatını andık her Aralık vaktinde
Seni dinleyenler sadık kaldı “Aşk”ı ile olan akdinde
Senden ilham alanlar her dem aşk’ı bilenlerden oldu
Yıllar sonra Şeb-i Arus’u Temmuz’da görenler oldu
Ey Aşk’ın Âsitânesi!
Ne olursun gel, yeniden gel!
Gel ki…
Virane gönülleri aşk’ınla mamur eyle
Tut kirli ellerimizi ta ki bileklerimizden
Bir damla hakikat dolsun avuçlarımıza
Bilmesek de marifet kapısına selam vermeyi
Eremesek de semazenler misali vecde
Sen aşk ile al “Aşk”ın hürmetine selamımızı
Gel ki…
Kıralım şiirimizin kalemini
Uyandır bizi boğan o masivadan
Tıpkı seni uyandıran Şems’in gibi
Gel ki…
Sen de bizim güneşimiz ol
Tövbemizi geçen günahlarımız
Sim siyah çul eylese de hırkamızı
Bir yalanına hırkamızı vereceğimiz
Biricik yoldaşımız, şemsimiz ol
Ne olursun gel, yeniden gel!
Varsın seni görenlerden olmayalım biz
Sen bizi, aşk yoksunu şu halimizi gör
Varsın sürsün sefanı soyundan gelenler
Mevleviler, postnişinler hele ki “Çelebi”ler
Bir yer göster bize “Aşk”ın hücrelerinden bir yer
Göster ki aşkın çilesini çeken “Çilebi”ler olalım
 Gel!
 İster yanan yüreklerimize bir katre su
 İster kör olmuş gözlerimize mürşit ol
 Gel, rüyalarımızın mihmanı ol, gel
 Bir lahza ilham ol gönüllerimize
 Bizim halimiz ki gayrı nicedir
 Ermiş olsan da “Aşk”ında visale
 Ne olursun gel, yeniden gel!
 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner284

banner285