banner262

KMÜ`de Teblig Ve Davet Konusuldu

Karamanoglu Mehmetbey Üniversitesi (KMÜ) Islami Ilimler Fakültesi tarafindan düzenlenen ‘Düsünceler ve Kavramlar’ seminerler dizisinin onbirincisi gerçeklestirildi. Islami Ilimler Fakültesi Dekani Prof. Dr. Halit Çalis`in sunumunu yaptigi ve ‘teblig-davet’ kavramlarinin irdelendigi bu haftaki seminere akademik ve idari personel katildi.

KMÜ`de Teblig Ve Davet Konusuldu

Teblig, Peygamberlerde bulunmasi gereken vacip sifatlardan birisidir
Prof. Dr. Halit Çalis, teblig ve davet kavramlarinin içerik itibariyle tam bir benzesme içerisinde oldugunu söyleyerek, “Teblig, peygamberlerde bulunmasi gereken vacip sifatlardan birisidir ve peygamberlerin, vahiy yoluyla Allah’tan gelen ilahi hükümlerden hiçbirisini gizlemeden, eksiltmeden veya herhangi bir eklemede bulunmadan oldugu gibi aktarmasi demektir. Davet ise, insanlari Islam dinini benimsemeye ve Müslümanlari dini görevlerini yerine getirmeye çagirmaktir.” dedi.
Kavramlarin kelime anlamlari hakkinda da bilgi veren Prof. Dr. Çalis, tebligin, tasimak, götürmek, ulastirmak, bildirmek, eristirmek; davetin ise, fiil olarak kullanildiginda, çagirmak, seslenmek, adlandirmak, dua veya beddua etmek, ziyafete çagirmak, propaganda yapmak; isim olarak ise ziyafet yemegi (velîme), dava, siar anlamlarinda kullanildigini söyledi.
Prof. Dr. Halit Çalis, Kur’an ve sünnette teblig ve davetle yakin anlamlarda kullanilan inzar, tebsir, irsad, tezkir kelimelerinin sözlük anlamlari itibariyle bir takim farkliliklar gösterdigini fakat bütün bu kavramlarin ayni amaca hizmet ettiklerini belirterek söyle devam etti: “Ayet ve hadislerdeki kullanimlari ve amaci itibariyle bu kavramlar degerlendirildiginde her birinin muhatabi hem Müslümanlar hem de Müslüman olmayanlardir.”
“Hz. Peygamber, Allah’in davetçisidir, zorba degildir, inanmak ya da inanmamak kullarin hür tercihine baglidir”
Prof. Dr. Çalis, teblig ve davet açisindan Hz. Peygamber’in konumuna dair açiklamalarda bulundu ve ayetlerden hareketle sunlari söyledi: “O, Allah’in davetçisidir. Görevi teblig, davet ve irsattan ibarettir; insanlarin Islam’i kabul etmemelerinden sorumlu degildir. Zira dinde zorlama yoktur; Hz. Peygamber de insanlar üzerinde bir zorba degildir. Iman edip etmeme inanlarin kendi istek ve tercihlerine baglidir.”
Islam’i yaymanin yegane yolunun teblig ve davet oldugunu belirten Prof. Dr. Çalis, kafirlerle yürütülen savas anlamiyla cihadin sebebinin, kafirlerin hak hukuk tanimaz mütecaviz tutumlari, amacinin ise bu fitnenin ortadan kaldirilmasi oldugunu, yoksa insan öldürüp hükümranlik saglamak ve insanlari zorla Müslüman yapmak olmadigini söyledi.
“Peygamberimizin teblig ve davet faaliyeti; hazirlik, kadrolasma, kitlelesme ve devletlesme olmak üzere dört asamada gerçeklesmistir”
Hz Peygamber’in hayatinin bir bütün halinde incelenmesi halinde onun yürüttügü teblig ve davet faaliyetinin dört asamada gerçeklestigini belirten Prof. Dr. Çalis söyle devam etti: “Davetçi öncelikle kendisini ruhi ve manevi yönden hazirlamalidir (hazirlik asamasi). Ardindan öncelikle yakindan baslamak üzere onunla birlikte hareket edecek insanlar olusturmali (kadrolasma), bu kisilerle birlikte çagrisini kitlelere ulastirmaya çalismalidir (kitlelesme). Bu faaliyetin son asamasi ise davetin ilkelerini merkeze alan sosyal bir yapinin olusturulmasidir (devletlesme).”
“Teblig ve davetin en etkili yolu, davetin somutlasmis hali demek olan tutarli ve bütüncül hayattir”
Teblig ve davette basarinin olmazsa olmazlarina dikkat çeken Prof. Dr. Halit Çalis, bu kosullari söyle siraladi: “Öncelikle saglam bir kisilige sahip olunmali ve herkes kendi kisiligini gözden geçirmeli, ayrica bireysel özellikler göz önünde bulundurularak karakter egitimi verilmelidir. Ikincisi tutarli ve bütüncül bir hayata sahip olunmali; davetçi, çagrisinin gereklerini yasamin bütün alanlarinda ve sürekli uygulamalidir. Asla kisisel yarar arzusu tasinmamali; sabir, azim ve kararlilik sahibi olunmali; sosyal iliskiler gelistirilmelidir.”
Prof. Dr. Halit Çalis, Islam dininin bir davet dini oldugunu belirterek “Müslüman olup da davet ve teblig ile sorumlu olmayan kimse yoktur. Her Müslüman bilgi ve kabiliyetleri oraninda teblig ve davet ile sorumludur. Bununla birlikte, çagin ön plana çikan sorunlari, yeni fikir akimlari gibi hususlar göz önünde bulundurulmak suretiyle bu alanda teblig ve davette bulunacak uzmanlar da yetistirilmelidir. Dolayisiyla Müslümanlarin, hem genel anlamda bütün Müslüman nesilleri egitme, hem de her bakimdan yetkinligi bulunan uzmanlar yetistirme sorumluluklari vardir.” dedi.
Teblig ve davetin en etkili yolunun kisinin sözleri degil, davetin somutlasmis hali demek olan tutarli ve bütüncül hayati oldugunu söyleyen Prof. Dr. Çalis, “Her Müslüman, hayatini gözden geçirmeli, yasamiyla örnek olmaya çalismalidir. Dinî ve ahlakî erdemlere sahip kisiler, varliklariyla her daim teblig ve davette bulunurlar.” açiklamasinda bulundu.
Seminer, katilimcilarin sorularinin cevaplandirilmasi ve konuyla ilgili karsilikli fikir alisverisinin ardindan sona erdi.
 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner256

banner259

banner257

banner260