HALİFE Mİ SEÇECEĞİZ?

16 Nisan referandumundan önce, sosyal medyada yapılan bir yazışma dikkatimi çekmişti, yeri ve zamanının geldiğini düşünerek paylaşıyorum:

Referanduma bir gün kala, sosyal medyada, cumhuriyetin oluşturduğu kurumlardan birinde “müdür” olarak görev yapan bir kişi, referandumla ilgili tahminini yazmış:

“Başından beri hiç yanılmadım, 57,5 evet çıkacak.”

Yazının altında bir yorum:

“Evet, müdürüm halifemizi seçiyoruz, artık.”

Ülkemizde, bu ve benzeri yazışmalar çokça görülüyor. Bunları yazanlar, bir taraftan cumhuriyetin; diğer taraftan da halifeliğin ne olduğunu bilmeyen kişiler midirler; yoksa bunlara güce tapanlar, yağ çekenler, yağdanlıklar mı demek yerinde olur, bilmiyorum.

Ancak bu tür kişilere cumhuriyetin ve halifeliğin ne olduğunu bir kez olsun anlatarak, cehaletlerini veya yağdanlık olduklarını yüzlerine vurmak gerektiğine inanıyorum.

Bak müdür! Cumhuriyette halifelikte siyasi nitelikleri olan bir devlet kurumudur, bir devlet yönetim şeklidir. Cumhuriyet kurumunun yöneticisine cumhurbaşkanı; halifelik kurumunun yöneticisine de halife denir. Cumhuriyet yönetimlerinde, üst düzey yöneticileri, yönetime seçimle gelirler; halifelikte saltanat vardır, halifeler, babalarının yerine geçerek yönetici olurlar.

Anlayacağın müdür! Halifelik de halife de siyasidir. Dinle, imanla, maneviyatla uzaktan yakından hiç bir ilgisi yoktur.

Hz Muhammed’in din alanında görevi, tebliğ etmekti. Hz. Muhammed’in siyasi alandaki durumu devlet kurucusu ve devlet başkanıdır. Zira Hz. Muhammet, 622 yılında merkez Medine olmak üzere İslam Devletini kurmuştur. Ayrıca Hz. Muhammet, savaşlar yapan başarılı bir komutan, bir mareşaldir…

Bilindiği gibi devlet, siyasal örgüt olduğundan, örgütün dini olmaz. Dolaysıyla halifelik kurumunun kutsallığı olamayacağı gibi halifenin de kutsallığı yoktur

Eğer dinle, imanla, maneviyatla bir ilgisi olsaydı ilk Emevi halifesi Muaviye, saltanatın elinden gideceği endişesiyle, Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hasan’ı zehirletmezdi… Yine aynı endişeyle bu kez oğlu ikinci Emevi halifesi Yezit, 681 yılında, Kebela denilen çölde Hz. Muhammedin torunu Hz. Hüseyin’i ve yanındaki; çocuk, kadın ve yaşlı 72 savunmasız kişiyi öldürtmezdi.

Bu nedenle halifelik; cumhuriyet, padişahlık, şahlık, çarlık, krallık gibi bir siyasi kurumdur. Halifelik, Hz. Muhammed’in kurduğu İslam Devleti’nin bir yönetim

kurumudur, siyasi bir kurumdur. Halife de cumhurbaşkanı, padişah, şah, çar, kral gibi siyasi bir kişiliktir.

Bak müdür! Halife, İslam birliğini sağlayan da değildir. Çünkü aynı zaman kesitinde; Abbasilerde, Endülüst Emevi Devletinde ve Fatimi Devletinde halife vardı.

Şunu da belirtmiş olayım: İslamiyet’te bir ruhban sınıfı yoktur… Bir hiyerarşi yoktur… Din adamlığı yoktur… Din adamlığı anlayışı yoktur… İnsanlar arasında bir üstünlük yoktur…

İslamiyet’te hiyerarşik bir yapılanma olmadığından, bir saltanat geleneği de olamaz. Kur’an’da sadece “emanetin ehline verilmesi” bildirilmektedir…

Müdür! Halifelik ve halife, toplumumuzda neden kutsallıkla eş anlamlı olarak anılıyor, anlatayım:

İslam Devletini yöneten Abbasi halifesi, siyasi gücünü kaybetmesi ve ülkede Tevaif-i Mülük adını akan Bağdat’tan kopuk bağımsız devletler oluşmaya başlayınca, dinsel bir nüfuz kazanmak amacıyla “Ben, tanrının yeryüzündeki gölgesiyim” demeye başlayarak, kendisinin tanrısal bir güce sahip olduğuna Müslümanları inandırmak istedi.

Oysa Hz. Muhammet, Kur’an’da bildirilenlerin tamamının tebliğini yapmıştır. Hz. Muhammed’den sonra ve Kur’an’ın dışında İslamiyet’le ilgili hiçbir kural gelmemiştir…

Halife, kesinlikle Allah’ın yeryüzündeki gölgesi olamaz… Halife, kesinlikle İslamların birliğinin temsilcisi olamaz… Emeviler’in birinci halifesi Muaviye ve ikinci halifesi Yezit, ne yaptılar? Bir hatırlayalım. Halife kesinlikle kutsal bir kişi olamaz.

İslamiyet’te yönetici olmak için Şura’nın kararı gerekir. Bu nedenle atama yoktur… Saltanat yoktur. Durum böyle iken; Emevi, Abbasi, Fatimi, Endülüs Emevi ve Osmanlı devletlerinde saltanat olmuştur.

Müdür ve müdür gibi düşünenler, acaba cumhurbaşkanının; İmam Hatipleri sürekli olarak övmesi, Dört parmak Rabia Selamı vermesi, Dindar nesiller yetiştireceğim demesi ve benzeri durumların yaşanılması karşısında, cumhurbaşkanının halife olmak isteği olduğu kanaatini mi taşıyorlar?

Müdür ve müdür gibi düşünenler, acaba cumhuriyetin tasfiye edilip yerine Müslüman Kardeşler yanlısı bir hilafet rejiminin mi geleceğini zannediyorlar.

Müdür ve müdür gibi düşünenler! Cumhuriyet ve demokrasiden ne zarar gördünüz? Biliniz ki; halifelik tarihe gömüldü… Hortlatmaya çalışırsanız, sizlerde halifeliğin yanına giderek, tarihe gömüşmüş olursunuz…

Son olarak şunu da belirteyim, müdür! İslam Dini, Emevilerden günümüze kadar ve de günümüzde de siyasete hep alet edilmiş ve de edilmektedir. İslamiyet’in siyasetin kıskacından kurtulup özgürleşmesi gerektiğine son derece inanmaktayım.

Bak müdür! Ben sana asıl halifeliğin ne olduğunu anlatayım:

Halifelik, egemenlik kurmak değil; örnek olmak demektir. Şöyle: kötülük yerine iyilik… Yalan yerine doğruluk… Zülüm yerine barış…

Anladın mı, müdür…

YORUM EKLE