İNSAN HALİMİZ III

Üretken miyiz? Yaptıklarımızı yeterli görmeyip, daha fazlasını yapabilmek adına çaba gösteriyor çoğaltıyor muyuz. Yoksa eşekler çalışacak atlar yiyecek, deyip hazır yiyen veya bulduğuyla yetinenlerden miyiz.

Toplumcu muyuz? Toplumsal refahın devlet eliyle sağlandığı reformcu bir merkezi yönetimden yana mıyız. Yoksa bireylerin yararlarını toplumsal yararların üstünde tutan öğretiden yana mıyız. Veya kendi çıkarını başkalarının çıkarlarından üstün tutan uyanıklardan mıyız.

Doğrucu muyuz? Kendimizi doğru yazmaya, doğru yaşamaya mecbur mu hissediyoruz. Ne söylersek, ne yazarsak olması gerektiği gibi doğru olması gerek diyen doğrucu Davut muyuz. Hobi demek isterken fobi, garib demek isterken garip, depremzede demek isterken depremzade deyip ne fark eder canım diyenlerden miyiz? Bir kapuska kelimesini yazarken üç kere hata yapanlardan mıyız.

Fedakâr mıyız? Özverili, özveride bulunur muyuz. Kaç kişilik yaşarız. Eş, çocuk, anne, baba ve diğer yakınlarımız için emek harcar mıyız. Yoksa bir kişilik yaşayıp dağda yalnız bir kovboy gibi ne İsa’ya ne Musa’ya faydası dokunmayanlardan mıyız? Kendine Müslümanlardan mıyız.

Yapıcı mıyız? İnsanların hatalarını görmezden gelip onların iyi yanları ile mi ilgili miyiz. Yoksa iyiye bile iyi diyemeyen, her şeyi bilirmiş gibi davranıp aslında hiçbir şey bilmeyen, hem milli muhalif hem de milli münafıklardan mıyız.

Hayırsever miyiz? Yoksullara, düşkünlere, zayıflara iyilik ve yardım etmesini seven iyiliksever miyiz. Yoksa ona Allah vermemiş, ben neden vereyim deyip işin içinden sıyrılıyor muyuz. El uzatan dilenciye hem vermeyip hem de dünyanın lafını söyleyip iki saat felsefe yapanlardan mıyız.

İyiliksever miyiz? Karşılık beklemeden yardım etmeyi, ihsan edip iyi davranmayı mı seviyoruz. Bir fırsat çıksa da, birisine küçük de olsa iyilik yapsam diye hazırda mı bekliyoruz. Yoksa iyilikten maraz doğar deyip kısa kesenlerden miyiz?

Centilmen miyiz? Görgü gereği iyi arkadaşlık örneği sergileyen, muhataplarımızı onore eden, yücelten tavra mı sahibiz. Yoksa kerameti kendinde zannedip ben teveccühleri zaten hak ediyoruma sarılanlardan mıyız.

Borç verir miyiz? Borç talep eden hemen herkese, o an paranız olmasa bile bulup buşurup hatta borç bulup yardımcı olur muyuz. Verip de alamadığımız oldu mu? Yoksa, yeminliyim abi, babadan öğütlüyüm abi diye kestirip atanlardan mıyız.

Eli açık mıyız? Para ve malımızı kendimiz ve başkaları için esirgemeden cömertçe harcayanlardan mıyız. Varlıklı olmasak da gönlü zengin olanlardan mıyız. Züğürt ağa mıyız. Yoksa tutumluluğun ötesine geçip ne kendisine ne de başkasına bonkörlük yapmayıp para biriktirenlerden miyiz. Varken yok diyenlerden miyiz. Ucuzcu muyuz. Beş kuruş aşağı olacak diye girmedik kapı, aşındırmadık eşik bırakmıyor muyuz. Maksat karın doyurmak değil mi. Veya giyecek değil mi canım diyerek nitelik aramayanlardan mıyız.

Verici miyiz? Çevremize ve insanlara maddi-manevi bir şeyler vermek için sebep aramayan vermenin tadına varmış eli açık, cömert, iyi yürekli veren el miyiz. Yoksa alıcı mıyız. Çevremizden, insanlardan ve devletten sürekli bir şeyler bekleyen, bana bir şey versinler de çakıl taşı olsun diyen alan el miyiz.

İstifçi miyiz? İhtiyacımızın çok üzerinde hatta ihtiyaç olmayan şeylerle balkonu, mutfağı, evi gıda toptancısına veya çöp eve mi çeviriyoruz. Yoksa ekmek alırken bile iki kere düşünenlerden miyiz.

Arşivci miyiz? Her fotoğrafı, yazıyı, belgeyi, gazete küpürlerini metotlu bir şekilde biriktirir dosyalarda ayrı ayrı tasnif eder miyiz. Yoksa nüfus cüzdanından başka bir şey saklamayanlardan mıyız.

Eski eserci miyiz? Tarihi yapıların bize geçmişimizi öğreten, bugünümüze ışık tutan, bizi besleyen değerler olduğunun bilincinde miyiz. Geçmişin her alanından objeleri bir araya getirip sergileyen, özenle tozlarını alan antikacı mıyız. Yoksa, bunları taş-kaya, döküntü gören bir anlayışa mı sahibiz. Tüm bunları, geçmiş geçmişte kalmış, bir faydası mı var sanki, sen bugüne bak diyenlerden miyiz.

Bir çeşit anketi andıran sorularla dolu bir yazı… Birbirine yakın, birbirini tamamlayan tüm bu fiiller insan yanımız, bizi biz yapan özellikler. Zamanı dikkatli kullanır mıyızla başlayan onlarca soruya cevabımız evet ise çok da sevinmeyelim. Bu birinci insan halimizin vicdani bir karşılığı olsa da, hayat pratiğinde takdir ve taltif edilen muteber özellikler olmayabilir. Güzel niteliklerimiz, duygusal, fazla dürüst, fazla iyi niyetli, elit ve boş şeyler nitelemeleriyle itibar görmeyebilir. İkinci insan halimizin, yani, eğer yoksa diye başlayıp farklı bakış bildiren cümlelerdeki gibi isek, gerçekçi, işi bilen, uyumlu ve değerli nitelemeleri ile itibar görebiliriz.

Şaşırmayalım. Çünkü iyi özelliklerin ve iyilerin hiçbir zaman cezasız kalmadığı ucube bir gezegende yaşıyoruz. Devir, her şeyin ters yüz edildiği, iyilerin kötü, kötülerin ise iyi olarak algılatılmaya çalışıldığı bir devir. Dua edelim de bu Fetret Devri yüz yıl sürmesin.

YORUM EKLE

banner284