banner286

İZ BIRAKANLAR                                                                                                                                                                     

Saygıdeğer okurlarım yazımın başlığı iz bırakanlar, belki klasik bir söz ama başka isim bulamadım. Bağışlayın her canlı doğar, büyür, yaşar, nesil bırakır ölür. İnsanda öyledir. Sonsuza dek anılması için yaşadığı dönem de anı bırakacak bazı özelliği olmalı. Yaşım gereği Karaman’da, köylerinde ya da yurt genelinde yaşamış, ebediyete aramızdan ayrılmış anılarımızda yer etmiş kişilerden ancak bir kaçını anımsatmak istiyorum. Yaşım gereği 80 yıl öncesinden bu yana bire bir tanıdığım, yüz yüze görüşme olanağım olanlar olacak. Kimden başlayacağıma başlamadan önce çok düşündüm.

Zihnimde sıralamaya çalışarak sayılan, sevilen insan uzun süre Karaman’da yaşadı. Çoğu Karamanlı anımsamaz Konya’da Genel Meclis üyeliğinde Karaman’ı temsil etmiş, Ahmet Şen Uzman Dr. Nevzat Şen ile İller Bankası Genel Müdür Yardımcılığı yapmış Vedat Şen’in babası. Son yıllarında İstanbul’da Konyalılar Öğrenci Yurdu Müdürlüğü yaptı. Deniz Emekli Alb. Şair ortaokuldan sınıf arkadaşım, şiirleri bestelenen, T.C. 50. Yıl şiiri ile birinci olan, gurur kaynağımız Bekir Sıtkı Erdoğan yakın zamanda kaybettiğimiz araştıran, soruşturan, sorgulayan, yazan anılarımızda hep saklı kalacak, evlatları adına eserleri, fotoğrafları, özel eşyaları ile müze oluşturulan örnek insan Talat Duru. Din adamlarımızdan Kara Müftü lakabıyla anılan Hoca İsmail Efendi, İbralalı Ali Hoca gerçek din önderleriydi toplumun inandığı kişilerdi. Doktorlardan Dâhiliye Uzmanı Dr. Baha Müderrisoğlu, Fuat Zeyneloğlu, Askeri Dr. Yzb. Ağabeyim Halil Ünlüer, Kazım Karabekirli Şükrü Saraçoğlu, Kemal Erşen sınıf arkadaşım aynalı topal Doktor diye anılan Dr. Mehmet Armutlu Genel Cerrah Saim Çetin. İlk Doktorlar olmalı sanırım. Diş Hekimlerinden koca dişçi, onun oğulları, Rahmi ve Rafet Sayın, Yollarbaşı’lı Bayram Osman. Eczacılardan sadece Naci Özpeynirci’yi anımsıyorum saygı değer biriydi. Yardım severdi. Onun geleneğini Kayınbiraderi Recep Kızıltoprak yürütmekte. Avukatlardan Baha Kayserilioğlu, çok eskilerden Ali Galip Tartan. Karamanda en iyi eğlence yeri sinemaydı. İlk sinemayı Ferit Çelebi yaptı ikinci kışlık sinemayı Eczacı Naci Özpeynirci yaptı. Halk gündüz kapalıya, gece yazlık sinemaya giderdi. Yazlık Sinema sahibi Orhan Hancı değişik kovboy filmleri getirirdi. Belediye Başkanlığı, çok önemli bir makam Karaman’ın gelişmeye yönelik çalışmalara gereksinimi vardı. Eskilerden İbrahim Baran’ı, Ziya Göncü’yü, İbrahim Kayserelioğlu’nu anımsarım. Göze görünür bir çalışma yaptıklarını bilemiyorum. Kemal Kaynaş başkan oldu ileriye dönük başarılı bir imar çalışması yaptığına tanığım, geniş yolların açılmasında stadyumun yapılmasında emeği inkâr edilemez, Ondan sonra Dr. M. Armutlu, Hasan Özkaymak, Kerim Kılıç’da seçildiler. Karaman’da nahiyelerinde köylerinde tarımda, besicilikte bulgurculukta, peynir üretiminde ile uğraşan hatırı sayılır, toplum yararına kültüre hizmet eden iş adamlarımız pek çoktu. Bunlardan tanıdığım kişilerden söz etmek isterim. Her biri kendi uğraşlarında örnek insanlardı. Ziya Duru amca iş adamlığının yanı sıra kültürel hizmeti, yardımseverliği ile tanınan lider örnek alınacak insandı. Her biri ayrı ayrı değerli insanlardan; bulgur üreticisi Bumas kurucusu Ramazan Işık’ı, İbrahim Kodabey’i tarımda, politikada ön saflarda gördüğümüz Ömer Aslan’ı, Ali Beke Bayraktar’ı, Kelo Osman lakabıyla anılan Osman Babaoğlu’nu, çürükçü pazarı dediğimiz sebze pazarında yine Kel Osman’ı, Bifa Bisküvinin kurucularından Ziya Aydın’ı, kuru yiyecekler satan Duru Hasan’ı, Kamil Amcayı, Kantar Memuru, Şehit Jet Pilotu ÜTĞ. İbrahim Işık’ın babası Ali Işık’ı görürüz. Sebze pazarında öne gelen çok kişiler vardı. İsimlerini anımsamadığım için yazamadım. Biliyorsunuz Karaman’ın 5 Nahiyesi yüze yakın köyü var. Kızılyaka, Bucakkışla, Kılbasan, Kazım Karabekir, şimdi ilçe; (İbrala) Yeşildere bunların yanı sıra büyük köyleri de var. Halk arasında( Ağdışar) şimdi Akçaşehir, Nahiye ve köylerinin tamamına gittim. Ahbap ve dostlarım oldu. Köyüm arazi genişliği ile 2000’nin üzerinde nüfusu olan, kaynağını Balkar dağlarından Sudurağı kasabasına kadar uzanan bir deresi var. Bağ ve bahçeleri ile yeşil bir nahiye Dedem Hacı Hasan At ile hacca gidip gelenlerden, babam birinci Dünya savaşında gazi oldu. Köyden İstanbul’a 1934 yılında ilk taşınanlardan 2.Dünya Savaşı patlak verince 1940 yılında geri döndü. Varlıklıydı İstanbul’a bir daha gitmedik. Gezicilik yaptığım dönemde köylere teftişe gittiğimde her köyde öğretmenle birlikte köy halkından tanıdık dostluk kurduğum insanlar oluyor. Bunlardan biride Akçaşehir köyünden Münevver’in Mevlüt Yıldırım’dı. Dost, sevecen, konukseven insandı görev icabı köylere sık giderdim. Akçaşehir’e her gidişimde Mevlüt Bey’de kalır üç-dört gün konuğu olurdum. Karaman’a her gelişinde bende kalırdı. Uzun süren bir arkadaşlığımız oldu Hacca gitti. Alkol almaz oldu evde ben içerken o bakardı. Erken yaşta kaybettik çok üzülmüştüm. Ruhu şahdolsun. El Sanatları ile kendi çabaları ile o günün şartlarına göre bir şeyler yapmayı teknolojiyi getirme çabası gösteren üstün yetenekli ustalarımızdan yumurtaya kulp takar diye anılan tornacı Mehmet Ün ve En iyi kamyon kasası, römork yapan, ilk harman makinesini icat eden Şükrü Özküçük, en iyi at arabası yapan Üzeyir Özçelik ile İbsalalı Mehmet Ahmet Tuncel kardeşler. At arabalarına koşulan atlara metal süslerle kaplı koşumları yapan Saraç Sırrı Sözer Usta. Bisiklet tamirciliğinde otomatik çalışan makineler yapan fabrika açan evlat yetiştiren Sezai Göçmen usta belleğimizde saklı. Göçmen Sanayi adı ile fabrika organize sanayide. Yiyecek maddelerinden bisküvi, gofret, çikolata dalında sanayimiz dev adımlarla uluslararası düzeye ulaştı. Mis Gofret fabrikasını kuran Kemal Aslan’ı yakın zamanda kaybettik. Yiyecek içecek deyince lokantacılıkta Ahçı Doktor, ortağım Muharrem Kaymaz. Kebab’çı Hafız Cicibıyık akla gelir. Ahçı Doktorla Muharrem Kaymaz lokantacılığı bırakıp nalburi işine döndüler. Kaymaz ayrılıp işi çok illere taşıdı. Has Çobanoğlu şirketi adı altında şirket kurdu. Oğlu Necati Kaymaz daha da ileri seviyede çalışma sergiledi. Hayırseverliği ile tanınan dürüst aile olarak anılırlar. Ahçı Hafız yaşlandı. Emekli oldu. Bir ara Bumas A.Ş de sonrada Bifa’da çalıştı. Yemekleri ve irmik helvası, damak tadımızda yer ederdi. Lokanta işini üst seviyeye taşıyan Kadir Kaymaz aile mesleği olarak oğlu Ali Kaymaz’da bıraktı. Ayrıca tahin ve köpük helva üretiminde Karaman ön planda gelir. Bunlardan Helvacı Rıza Tosun’un dayhanasında elvanı kazanlarda yaptığını anımsarım. Bu gibi iş yerlerinin temizlik denetimini yapan, temizlikte kusur kabul etmeyen Belediye Zabıta Müdürleri Behçet Özkaraman ile Fahri Boynukalın bu tür iş yerlerinin korkulu rüyalarıydı. Hakkı ile görev yapan insan sağlığına önem veren kişilerdi. Değerli okurlarım iz bırakan o kadar çok kişi var ki sayfalara sığmazlar. Karaman her dönemde Adli yargı konusunda altın yılını yaşadı. Karaman Adliyesinde görev alan Hâkim ve Savcıların çoğu Yargıtay’a üye olmuşlardır. Hâkim Hüseyin Seyrek bunlardan biri ayrıca dürüstlüğü tanınan verdiği kararların aksine hiçbiri Yargıtay’da geri dönmeyen uzun yıl ağır ceza hâkimliğini yürüten Rıza Akyol hemşerimiz Gurur duyacağımız kişilerdir. Çocukluk yıllarımızda bisiklete binmek çocuklar için ulaşılamaz zevkti. Bisikletçi Ali Efendinin saati ile kiraya verdiği bisikletleri kiralar binerdik. Unutamadığım anılarımdan biri. İz bırakanlardan o kadar çok öğretmen var ki saymayla bitiremem sadece çoğunuzun anımsayacağı birkaç isimle yetineceğim. Zeki Yılmaz, Kamuran Abacı, Abdurrahman Erdal, Zeki Üyetürk, Halit Oktar, Rıza Toker, Sırrı Çömlekçi, Nesimi Doğan, Refik Baykur, Cafer Eray, Ekrem Zeren, Fahrettin Çetin, Yakup Ünlüer, Hasan Sapdıç, Sadık Ünver, H. Hüseyin Yaşar, Kütüphane Müdürü Sait Erdoğdu Öğretmen değildi ama hep aramızdaydı. Unutamadığım Ferit Özer Amca ile oğlu Ziraat Yüksek Mühendisi Sabahattin Özer de iz bırakanlar arasında yerleri vardır. Ruhları şahd olsun. Basın toplumun aynası, canıdır. Yerel basından da iz bırakanlarımız var. Karaman’da gazete çıkarmayı sanırım aziz dostum Sadi Göncü başlatmıştı. Matbaa ve gazeteyi birlikte yürütürdü. İş yerini İstanbul’a taşıdı. Sonra değişik zamanlarda gazeteler çıktı uzun yaşamadı. 96 yaşında vefat eden sarı basın kartlı Cemile Yavuzaslan teyze, oğlu Medeni ile Karaman’ın Sesi gazetesini çıkardı. Gazete 47 yıldır çıkıyor. 20 yıl önce radyo televizyonu genç yaşta kaybettiğimiz Arif Kerem Yavuzaslan çağımız teknolojiyi işine uygun bir işleve geçirdi. Torun ve babaannede iz bırakanlar arasında yerini buldular. Yazımı Futbol sahasında ritmik hareketlerle seyircileri galeyana getiren amigo Arap Faraş’la noktalıyorum Saygılar…

YORUM EKLE

banner284

banner285