130 bin nüfuslu, küçük şirin gelişmekte olan bir il düşünün. Bu ilde yüzde kırk dokuz oyla bir Belediye başkanı seçiliyor. Bu başkan, seçileli tam 16 ay olmuş şöyle geriye dönüp baktığında kendi kendini çok başarılı bulduğuna dair demeçler veriyor. Güldüm Karamanımızın ağlanacak haline. Koltuğa oturduktan sonra başlıyor sıkıntı. Ne yazık ki başkanlar kendilerini Kaf dağında sanıyorlar bir anda. Bir belediye başkanı önce halktan olacak. Kendini büyük, halkı hor görmeyecek. Bir belediye başkanı vaat başkanı değil, icraat başkanı olmalı. Belediye demek hizmet demek, hizmetini en kısa sürede ve en ekonomik şekilde yapmak için çalışmalı. Çok konuşmak vaat vermekle, atıp tutmakla icraat olmuyor. İş yapmakla, hizmet etmekle zaten icraatlar görünür. Benim hayalimdeki başkan İdealist bir ruha sahip olmalı, belediye hizmetlerinde başladığı bütün işlere dört elle sarılmalı, yılgınlık, bitkinlik, umursamazlık, halkı hakir görme emareleri göstermemeli, Esnafı zor duruma düşürecek işletmeciliğe soyunmamalı, Projeleriyle kimilerini ihya ederken, kimilerini perişan etmemeli, Rant için gelenlere kapısını kapatmalı, Yolsuz ve asfaltsız mahalle koymamalı Çevrenin katledilmesine değil, modern yerleşime önem vermelidir Sayın başkan 16 ayda ne yaptı? diye sorulduğunda koca bir hiiiiiiç geliyor akla. Çevresindeki üç beş müridinin dışında kimseyi görmüyor, kimseyi dinlemiyor. Koltuğa oturduktan sonra başlıyor sıkıntı. Sayın Başkan, öncelikle eski dostlarını, eski tanıdıklarını ahde vefa olarak kendine akıl danesi, tuttu. O insanları danışman yaptı onlar ne derse onu uyguladı sonumu? Hüsran. Sağın solun yönlendirmesiyle oluşturduğu sözde ekibin ortaya koyduğu hayali, projeleri dev Proje olarak kamuoyuna ilan panoları aracılığıyla durmadan duyuruyor. Yutturduğunu sanıyor kimse yutmuyor efendim. 16 ay oldu o projelerden tek bir tanesinin gerçekleştiğini göremedik. Görünen yerlere, tabiri caizse makyaj yaparak görüntüyü, ektikleri üç beş çiçekle kurtarmaya çalışıp arka planı olduğu gibi bırakıyor. Belediyeler şehrin sosyal, kültür, sanat ve edebiyat dokusuna katkı sağlamak için çeşitli etkinlikler düzenlemeli. Bu tür etkinlikleri, Karaman Belediyesi sanıyorum gereksiz buluyor. Ama hakkını yemeyelim son derece kültürlü, donanımlı, Kültür ve Sosyal işlerden sorumlu Başkan yardımcımız varki durmadan proje üreterek, iki üç ayda bir sabah namazından sonra çorba dağıttırıyor. Ne etkinlik ama değil mi? Namus ve şerefleri üzerene söz verip, yemin eden altlarına imzalarını atan, sonrada bu yeminleri bir gurur tablosu olarak duvara asan 31 meclis üyemiz bu gidişattan memnunmu, vicdanları rahat mı? Çok merak ediyorum. Dil Bayramımızı bu yıl gören duyan, kutlayan oldu mu? Şehrimizin daha iyi tanıtılmasına, temiz tutulmasına, sağlık, eğitim ve ticaret başta olmak üzere kalkınmasına, gelişip güzelleşmesine katkı sağlayacak ne yapıldı 16 ayda. Sivil toplum kuruluşlarımız,yerel basınımız nerdesiniz?.Olan bitene karşı çıkan birkaç cılız sesten başka ben bir tepki göremiyorum. Sivil toplum kuruluşlarıyla, yerel basınıyla, esnafıyla, halkıyla bireysel değil toplumsal bir bütün olarak olumsuzluklara tepkisini gerektiği gibi ortaya koyabilen insanlar olduğumuz da sanırım o zaman Karaman yavaş yavaş kalkınmaya başlayacaktır. Mehmet Akif’in o güzel dizeleriyle bitirelim Hayır, Hayal ile Yoktur Benim Alışverişim, İnan ki Her Ne Demişsem Görüp Söylemişim, Şudur Benim Hayatta En Beğendiğim Meslek, Sözün Odun Gibi Olsun, Hakikat Olsun Tek.
|