banner286

ŞEHİTLERİNİ UNUTMA KARAMAN… (3)

(DÜNDEN DEVAM)

BİR OĞLUMUZU VATAN UĞRUNA ŞEHİT VERDİK. DİĞERİNİ DE VERMEYE HAZIRIZ

Oğuzhan’ın abisi Mücahit, şehit töreninden sonra bir süre burada kaldı. Ondan sonra gitmeyebilirdi ama tekrar görev yerine döndü ve hala da görev yerinde devam ediyor. Bakalım Allah ne gösterir. Biz ona da hazırlıklıyız. Onu gönderirken hatta burada eline kınasını yaktık. Annesi ona ‘Sende git vatan uğruna gerekirse şehit olabilirsin. Senin Oğuzhan’dan bir eksiğin yok’ diye bir cümle kurdu. Ben işte o gün nasıl güzel bir aileye sahipmişim. Bu çocuklar demek ki böyle bir anneden doğduğu için böyle olmuşlar bu duygularla bu vatan sevgisiyle büyümüşler diye gurur duydum.

BİZ BİR OĞUZHAN KAYBETTİK. 5 OĞUZHAN KAZANDIK

Oğuzhan şehit olduğu günden bugüne bizim şuanda farklı ailelerde ismini şehit Oğuzhan’dan almış 5 tane evladımız var. Hatta daha hiç görüşmediğimiz Antalya’dan bir aile var. Bize telefonla ulaştılar ve dediler ki ‘amca biz o şehit haberini aldığınız andaki duruşunuzdan çok etkilendik ve bebeğimize Oğuzhan’ın ismini verdik’ dedi. Bunlar gurur mu veriyor duygulandırıyor mu kelimelerle anlatamıyorum. Şimdi sorsalar bana filmi geriye sarsak Oğuzhan’ın şehit olmasını ister miydin diye ben yine evet vatanını savunurken yine şehit olsun derdim. Allaha çok şükür bu büyük bir şeref. Vatan uğruna şahadete erişmek. Şimdi büyük oğlumuz da görev yapıyor. Eğer o da bu vatan uğruna çarpışırken şehit olursa oda kabulümüz.

ARTIK BİZE RAMAZAN BAYRAMLARININ HATIRLATTIĞI TEK ŞEY OĞUZHAN’IN ŞEHADET HABERİ

Bayram namazına gittim bu sabah,

Bakındım sağ yanımda sen yoktun oğul.

Titredi bedenim yandı yüreğim

Buğu buğu gözümde sen tüttün oğul diye başlayan bu satırlar Oğuzhan’sız geçen ilk bayram sabahı baba Alahattin Küçük’ün yüreğinden dökülen cümlelerdi. Ne hissettiniz o dizeleri okurken diye sorduğumda.

Aslında o şiiri tam olarak ben yazmadım. Katkıda bulundum biraz dedi. Sonra devam etti. Okuduğumda sanki bu şiir bana yazılmış gibiydi gerçekten. Şiirde bayramla alakalı bayram namazına gitmekle ilgili dizeleri okuyunca çocuklarımla gittiğim bayram namazları geldi aklıma. Bir babanın iki oğlu olunca birini sağına, diğerini soluna alıyorsun ve onlarla gururlanıyorsun. Tabi Oğuzhan’sız ilk bayramımızdı. O gün bayram namazına gittim. Sağıma baktım soluma baktım yoktu Oğuzhan. İşte o an Camide gözümden yaş geldi. Ama camiden çıkınca içime bir ferahlık geldi. Bilmiyorum şehitler ölmüyor ya belki de Oğuzhan bayramda gelmiştir. Ben inanıyorum geldiğine. Artık Ramazan bayramının bize hatırlattığı tek şey Oğuzhan’ın şahadet haberidir bundan böyle.

Oğuzhan’ı toprağa verdikten bir gün sonra bu kez Özel Harekât Polisi Muhammed Ali Mevlüt Dündar’ın şehadet haberi ulaştı. Şehit töreninde ise siz kendi evlat acınızı bir kenara bırakıp o ailenin yanına koştunuz? Acınız ortak olunca Dündar ailesini teskin etmeye çalıştınız. Neler hissettiniz o gün. Ne gibi duygular yaşadınız?

Bir gün önce evladını vatan uğruna şehit veren bir baba olarak onların ne yaşadığını ne hissettiğini bildiğim için yanlarında olmam gerektiğini hissettim. Vatan uğruna onlarında kahraman bir evladının şahadete eriştiğini bunu bir kayıp olarak düşünmemeleri gerektiğini söylemeye çalıştım. Tabi bizimki akıl vermek değildi dilimizin döndüğünce onlara teselli vermekti. Allaha şükür ki Mevlüt’ün ailesi de gerçekten vatana, bayrağa inanmış bir aile olduğu için tam teselli verdim sayılamaz. Yani ona da ihtiyaçları yoktu zaten. Ama ben yanlarında bulunmaktan gurur duydum. Benim en çok gurur duyduğum şey bir şehit ailesinin yanında durmaktır. 15 Temmuz şehidimiz Ömer Halisdemir’in babasının yanına gittiğimde de yaşamıştım. Babasına böyle hayran kalmıştım. Bir kahramanın babası diye. Onun yanında daha çok durmak istedim. Bende Mevlüt’ün annesinin, kardeşlerinin yanında dururken onu hissettim. Onlarla birlikte aynı gururu yaşadım. Çünkü şehitler, şehit olmadan önce ailelerine ait, şehit olduktan sonra ise tüm vatana ve bize aittir ben böyle düşünüyorum. Davetsiz olarak düğüne geliyorlar, şehidini sahipleniyorlar. Karaman’da bu konuda hakikaten çok duyarlı. Hala da bir yıl geçmesine rağmen şehitlerini unutmadılar. Biz bayramda mezarlık ziyaretine gittik. Bakıyorum Mevlüt’ün, Oğuzhan’ın ve tüm şehitlerimizin başında dua eden küçüğünden büyüğüne kadar insanlar var. Bundan da çok büyük gurur duydum. Keşke bende şehit olsam ve benim tabutumun üzerine de Al bayrağı örtseler. O yüzden şehit olunca üzülmemeliyiz. Eğer bir kayıp olacaksa bu vatan uğruna olmalı. Şehit olmadan vatan olmaz.

ABİ MÜCAHİT HAMZA KÜÇÜK: UNUTURSAK KANIMIZ KURUSUN ASLAN PARÇASI ŞEHİDİM

Oda kardeşi gibi asker olup, vatanı için mücadele etmeyi seçmişti. Aynı anda girdikleri sınavı, aynı dönemde kazanmış ve aynı anda birlikte göreve başlamışlardı. Oğuzhan Şemdinli’ye, o Çukurcu’ya gitmişti. Aynı ilin sınırlarındaydılar ama vatan söz konusu olunca 2 yıldır görüşemiyorlardı. Kardeşinin şehit olduğu haberini ilk ona söylediler. Mücahit her şeyden önce bir askerdi ve bu göreve başlarken oda kardeşi de şehit olmayı çoktan göze almıştı. Ama şehitlik ona değil kardeşi Oğuzhan’a nasip oldu. Kurban bayramına birlikte izne geleceği küçük kardeşini, Oğuzhan’ınını aynı helikopter içinde al bayrağa sarılı tabut içerisinde getirdi memleketi Karaman’a. Üzerinde kamuflajıyla kardeşinin cenaze töreninde tabutunun başındaki fotoğrafı aldı eline uzun uzun baktı öylece. O an ne düşündü bilmiyorum ama yüreğime işleyen bir fotoğraf karesiydi bu. O da konuşup, kardeşini anlatsın istedim ama ben konuşmasam olmaz mı dedi. Saygı duydum kararına.

Bu yazıyı yazarken Mücahit’in sosyal medya hesabında kardeşi Oğuzhan’a olan özlemini anlattığı satırlar çarptı gözüme, işte o satırlar her şeyi anlatıyordu zaten.

“Biz ki neredeyse iki yıldır görüşemedik, kendimizi her gün farklı farklı dağlarda bulduk, vatan dedik, toprak dedik, ezan dedik, bayrak dedik, namus dedik birbirimize hasret kaldık. "Abi bu izin olmadı diğerine mutlaka aynı izne çıkalım az daha sabret, birlikte gidelim memlekete dedin." Bende sana uyup bi bildiğin vardır deyip bekledim ama meğersem sen şanlı şerefli vatan savunmasında şehit düşüp birlikte evimize gitmek nasip oldu banada seni götürmek düştü. Hani o hayallerimiz vardı ya birlikte hepsi yarım kaldı sanma Allah bana ömür verdiği sürece hepsini gerçekleştirip adını yaşatacağım inşallah. Unutursak kanımız kurusun aslan parçası şehidim”

ÇOCUKLUK ARKADAŞININ GÖZÜNDEN OĞUZHAN

Çocukluk arkadaşı Mustafa Erok, ilkokul 5. sınıfta tanıştığı Oğuzhan’la o günden sonra hiç koparmamış bağını taki ölüm onları ayırana kadar. Mustafa’yla aynı meslekteniz ve bu röportaj için birlikte gittik Küçük ailesinin evine. Oğuzhan’ın çocukluk arkadaşı olduğunu söylediğinde sende birkaç satır bir şeyler karala arkadaşın için dedim. Sağolsun kırmadı beni. İşte çocukluk arkadaşı Mustafa’nın dilinden şehit Oğuzhan Küçük;

İlkokul 5. sınıfa başladığımda hayatımın bu kadar değişeceği yılların başlangıcının olduğundan habersizdim. Sınıfa girdiğimde yeni birinin (Oğuzhan) geldiğini gördüm. Sürekli yüzünde gülen ifade ile sınıftakilere bakıyordu. Kendi kendime bizleri tanımıyor mu acaba diye soruyordum. Adının Oğuzhan olduğunu öğrendim. Aramızda ilk zamanlarda çok diyalog yoktu daha sonra aynı sırada oturmaya başladık. Hiç farkında olmadan aramızdaki bağ giderek güçlenmeye başladı. Yerinden duramayan, sürekli konuşan gülen biriyle aynı sırada oturmakta sıkıntıydı. Oğuzhan, sürekli konuşan, ben ise sessiz biriydim. Durum böyle olunca derste de konuşurdu. Öğretmen de kızardı ama kime kızıyor ele avuca sığmayan birine nereye kadar kızabilirdi. Yıllar çok çabuk akıp gidiyordu ve biz büyüyorduk farkında olmadan.

Oğuzhan’la benim hayatımda bir dönüm noktası vardı. Hani derler ya “en büyük dostluklar kavga ile başlar” diye o durumu yaşadık biz. Ortaokuldaydık ve futbol oynamayı ikimizde çok seviyorduk. Maç yaparken neyi paylaşamadık hatırlamıyorum ama kavga etmiştik. Belli bir süre konuşmadık. Ama birbirimize kırgın kalmayı da beceremedik. Okulun sonuna yaklaşıyorduk ve ayrılık zamanı diye düşünmeye başlamamıştık. Ama tam tersi oldu birbirimizle daha fazla vakit geçirmeye başladık. Oğuzhan ile en büyük ortak özelliğimiz ikimizin de babasının çiftçilik yapmasıydı. Oğuzhan derslerinde iyi olsa da hayvanları çok sevdiği için babasının izinden gitmeyi kafasına koymuştu. Oğuzhan’ı ikna etmeye çalıştım ama kabul etmedi. Zaten hep kendi bildiğini yapardı öyle de oldu.

Oğuzhan hep şunu derdi “Kardeş olmamız için illaki kan bağı olmak zorunda mı biz böylede kardeşiz” derdi. Ortaokul’dan sonra Oğuzhan Okulu bıraktı. Ama biz bağımızı koparmadık. Ben Liseye başladım. O günlerde en güzel günlerimizdi. Çoğu zaman okuldan çıktıktan sonra onu arardım neredesin diye sorardım. Onun cevabı ise hiç değişmezdi. Hayvanlara bakıyorum veya yağmurlama değiştiriyorum derdi. Hayvanları sevdiğini bildiğim için bırak gel de diyemezdim. Yanına giderken kolamızı çekirdeğimizi alırdım işlerine yardımcı olmaya çalışırdım birlikte bitirirdik. Sonra bir ağacın gölgesine oturur saatlerce sohbet ederdik. Vaktin nasıl hızlı geçtiğinin farkına bile varmazdık. Artık bize gündüzleri yetmez olmuştu. Geceleri de buluşmaya başlamıştık. Anne ve babalarımız uyudu mu? Dışarı çıkardık. Gece ateşimizi yakardık başına kurulurduk sabah ezanına kadar gırgır şamata. O zamanlar ailelerimizden habersiz gece dışarı çıkınca içimizde hep bir korku olurdu. Acaba haberleri olacak mı diye. Hiç unutmam bir gün bizim evin orada petrol istasyonu var. Gece aradı arkadaşlar var gel dedi. Gittim bende. Sohbet ederken olduğumuz yerden Oğuzhan’ların evini görebiliyorduk. Evin ışıkları yandı. Oğuzhan’ın telaşı yüzünden belli oluyordu. Oğuzhan hemen kalktı eve doğru koşmaya başladı. Koşsa da Alahaddin amcaya yakalanmıştı. Alahaddin amca daha sonra öyle bir şey yapmayın buluşacaksanız da bize haber edin diye sitem etmişti.

Sonrasında ben üniversiteyi kazandım. Okumak için Sivas’a gittim. Oğuzhan burada kaldı. Ama bağımızı yine hiç koparmadık. Oğuzhan askere gitti sonrasında da sözleşmeli er olarak göreve başladı. Telefonla hasretimizi gideriyorduk. Hatta şehit olduğu gün bayramlaşmak için aradım onu. Ama telefonu kapalıydı. Genelde nöbeti olduğu zaman telefonu kapalı olurdu bende nöbettedir diye düşündüm. Akşamüstü arkadaşlarla çay bahçesinde otururken bir telefon geldi. Oğuzhan’ın şehit olduğunu söylediler. Tabi ben ilk başta inanmadım. Hemen Oğuzhan’ların evine gittim. Alahattin abiler köyde olduğu için evde kimse yoktu. Bende herhalde biri bana şaka yapıyor diye düşündüm. Sonrasında ise kardeşimin şehit olduğu haberinin doğruluğunu öğrendim. O dakikadan sonra bende film koptu. Tekrar Oğuzhan’ların evine gittim. Alahattin abi evin önünde duruyordu. Beni görünce bana sarılarak “Kardeşin gitti Mustafa” dedi. İşte o andan sonra ben gerçekten kardeşimin bizi bırakıp gittiğini anladım.  Oğuzhan gideli koskoca bir yıl oldu. Ama benim hayatımda hüznümü, sevincimi, sırlarımı paylaştığım dostumun boşluğunu hiçbir şey dolduramadı.

Evet şehit olmadan vatan olmaz. Sadece bu nedenden bile olsa şehitlerini unutma Türkiyem,  Şehitlerini unutma Karamanım. Vatan uğruna canından vazgeçenleri görmezden gelme. Vatanı ve milleti için mücadele ederken şehit düşen askerlerimizi, polislerimizi, öğretmenlerimizi, kaymakamlarımızı, valilerimizi, savcılarımızı, korucularımızı unutmayalım. Çünkü onlarda bir insandı. Aileleri vardı, yaşayacak hayatları, hayalleri umutları vardı. Tıpkı Oğuzhan gibi. Oğuzhan en büyük hayalini gerçekleştirdi. Asker oldu ve vatan uğruna şehadete yürüdü. Ardında onunla gurur duyan bir anne-baba-abi-kız kardeş, arkadaşlar ve bir millet bıraktı.

Bu Vatan sana ve senin gibilere hep minnettar kalacak Oğuzhan. Bizim sende hakkımız çok. Hakkını helal et…

(BİTTİ)

YORUM EKLE
YORUMLAR
Oğuzhanın babası
Oğuzhanın babası - 5 ay Önce

Tek.kelimeyle müthiş bir gazetecilik

banner284

banner285