TAS ATTIM DA KOLUM MU YORULDU?

Güneydogu Anadolu’nun o aylardaki cehennemi sicagindan Ermenek’in serin, latif ve en güzeli de kendi örf ve adetlerimize birebir uymasi, halkinin candan ilgileri ile de çoluk çocuk hemen birbirimizle kaynasmis ve çok sevinmistik
O yillar Ermenek’te tek banka Ziraat bankasi oldugundan bankanin esas isleri arasinda bütün bankacilik hizmetleri ile birlikte resmi dairelerin islemleri de bizdeydi.
Ilk günlerin birinde simdi Allahin rahmetime kavusmus bulunan veznecimiz Ihsan Görgülü ile ihtiyar bir kisinin yüksek sesle konusmalari dikkatimi çekmis ve görevim icabi da nedir diyerek yanlarina kadar varmistim.
Veznecimiz adama “Bu para senin hakkin, baskalarina verme. Senden zorla alamazlar derken ihtiyar adamda veznedara “Anlasmamiz öyle. Sonra onlar olmasaydi ben bu parayi rüyamda bile göremezdim. Verecegim ve hem de gönüllüce verecegim. Ben simdiye kadar köyümde bir çay parasina dahi muhtaçtim. SANKI TAS ATTIMDA KOLUMU YORULDU diyerek çikip gitti.
Ben isin esasini anlamak için veznedar arkadasa sordugumda Ihsan Bey meseleyi söyle izah etti.”Biliyorsunuz Devlet son yillarda ta eski gaziler ile Kore gazilerine Madalya maasi bagladi. Bu maasi almak için kanuna göre savasa istirak etmek, savas aninda firari olmamak ve maddi yönden de maasa muhtaç olmak gibi sartlari var..
Bu is Askerlik subesinde sube baskani, sube kâtibi, kütüklerdeki eski yaziyi okuyabilen bir bilirkisi ve maliyeden bir yetkili tarafindan tesekkül etmis kisilerce karara baglanip maasa hak kazananlar belirliyorlar.
Bilhassa köyde oturan ihtiyar kisilere gizlice haber yollanilarak savasa istirak etsin etmesin, firari olanlarda dâhil kaza merkezine çagrilarak kendilerini maasa baglatacaklarini, ancak, kanunun yürürlüge girdigi tarihten bugüne kadar biriken paranin bu isi yapan kurul üyelerine, bundan sonraki ayliklarin ise esas sahipleri olan sahsa verilecegi izah ediliyor, onlarda bu alisverisi cani gönülden kabul ediyorlar dedi.
Veznedar arkadas elindeki kâgidi göstererek “Muhasebeci bey ben bu giden adama verdigim paralarin numaralarini aldim. Bakin bu paralar kimlerin hesaplarina tekrar gelip yatacak dedi. Sasirmistim “Peki savasa istirak etmemis veya firari olanlara da maas baglaniyor dediniz Bunu nasil yapiyorlar? Arkadasim, “Kayit kütük defterinde sahsin firar yazisina kazaen mürekkep dökülmüs süsü vererek kapatiyorlar” dedi.
Biraz sonrada bir asker veznedarimizin demin verdigi paralar ve kurul üyelerine ait hesap cüzdanlarini getirmis paralar bunlarin hesaplarina yatirilmisti.
Saskinligim daha da artarak aklima analari daha önce ölmüs dört yetimi kayinvalidesine birakarak Çanakkale’ye giden ve oradan bir daha dönmeyen anamin babasi dedem Durmus Ali ile babamin amcasi ve dolayisi ile benimde amcam olan Hasan Demir, lakabi ile Boduk Hasan aklima geldi.
Hadi Çanakkale’de sehit olan dedemi görmedigimden bilmiyorum ama Boduk emmim ben 35 yaslarina geldigimde o hala yasiyordu. Onun mütevazi ve yokluklar içindeki yasantisini o yillarda yasayan bütün Yesil dere’li olanlar bilir.
Onun en yakini ve çok iyi bir dinleyeni olarak ben daha da çok biliyorum tabi. Balkan harbi sirasinda Edirne’nin Bulgarlar tarafindan hem isgalinde ve hem de kurtulusunda yarali olup yürüyemedigi için hastanede birakildigini söyler ve günleri söyle anlatirdi.
Bölügümüz Bulgarlarla ilk süngü savasma girdiginde karsima çikan benden çok daha uzun boylu güçlü kuvvetli bir düsmandan yanimdaki köylüm sayesinde.(Emmim bu sahsin lakabi ile birlikte ismini de söylemis ise de ben simdi hatirlayamadim) yardimi ile vücudumda ufak defek yaralarla kurtulmustum. Ama bölügümüzün girdigi ikinci bir savasinda bölükte tek sag kalan bendim. Topugumdan yarali oldugumdan kan kaybindan bayilmisim... Sehitleri toplayan sihhiye erler benim yarali oldugumun farkina varmalari sayesinde Edirne deki hastaneye kaldirildim
Emmim bu anisini anlatmaya söyle devam ediyordu. Hastane de yatarken artik düsmanda ‘Edirne’ye girmisti. Hasta hanede yatip ta yürüyebilecek durumda olanlar da ayrildilar Kalan bizler ise kaderimize terkedilmistik.
Bu arada Edirne’den ayrilamayan Müslüman mahallelerinde kalmis ihtiyarlar, kadin ve çocuklara olmadik eziyetlerin irza tecavüzlerin oldugunu, Selimiye camisinin Bulgarlarin ahiri haline getirildigini de duyuyor ve üzülüyorduk ama o anda elimizden bir seyler de gelmiyordu
Bir ara duyduk ki Enver pasa ve o gibi birkaç gözü pek komutanlarin emrindeki kuvvetlerimiz Edirne’yi kurtarmak üzere sehre yaklasmis, düsmanda çekilmeye baslamisti
Düsman çekilirken Müslüman mahallelerinde ki halki da öldürüyormus söylentisi dolastiginda hiçbir sey düsünmeden topal topal bende oradakilere yardim için kostum
Bir evin açik kalmis kapisindan içeri girdigimde bir kadinin pilav pisirip yanindaki çocugu ile yemeye basladiginda Bulgar askerinin bu eve girdigini, hem kadini ve hem de çocugunu süngü ile öldürmüs oldugunu gördüm. Hem o pilavin sicak bugu ve hem de kadin ve çocugunun hemen çok yakin bir zamanda öldürülmüs oldugundan onlarin kam hala bugulaniyordu. Dayanamadim ve bende hemen oradaki Hiristiyan mahallesine daldim ve onlarin öcünü aldim dedi.
Emmim bu anisi ile birlikte birde Selanik’in Yunanlilara birakilmasina çok üzülür ve bu hüznünü de söyle ifade ederdi. "Topraklarina kan eksen can biten 72 mahalleli canim Selanik’i bile so kötü Yunan’a birakip geldik oglum” der içini derin derin çekerken su anda yalniz sultan Aziz, sultan Aziz misralarini hatirladigim bir marsi da mirildanarak söyler veya söylemeye çalisirdi.
Boduk emmim ta Balkan savaslardan baslayarak bütün savaslara katilmis en son da dogu cephelerinden son Istiklal savasimiza katilmak üzere cepheye giden tren köyün yakininda ki Suduragi istasyonunda durdugunda birkaç arkadasi ile yillardir görmedikleri bundan sonra belki hiç göremeyecekleri çoluk çocuklarini dünya gözü ile bir daha görmek için kaçip gece evlerine gelmisler.
Ancak köydeki jandarma birligi bunlari görüp ertesi günü Karaman’a götürüp oradan da cepheye gönderirler. Emmim o bir günlük firar yüzünden madalya maasi alamadan yukarida da yazdigim gibi yokluklar içinde geçen bir hayattan sonra ve Balkan savasinda bacaginda ve topugunda ki yaralarla birlik hakkin rahmetine kavustu.
Ona köyde boyu kisa birazda dolgunca oldugundan Boduk derlerdi. Boyu kisa olabilir ama o bence yüregi kocaman olan birisiydi. Su anda o ve onun gibiler sayesinde bugün bu vatanda rahat yasadigimizi unutmayalim. Ruhlari sad olsun.
Ben simdi düsünüyorum da emmimin ruhu Ahrete o TAS ATTIMDA KOLUMMU YORULDU BEYIM diyen ve hakki olmadigi halde ona o maasi çikartan kurul üyelerinden daha rahattir. Selam ve saygilar.
 
YORUM EKLE

banner284