TOPRAK EĞER UĞRUNDA ÖLEN VARSA VATANDIR


Sultan Akbulut

Sultan Akbulut

Okunma 15 Temmuz 2017, 11:31

Ve lâ tekûlû li men yuktelu fî sebîlillâhi emvât(emvâtun), bel ahyâun ve lâkin lâ teş’urûn(teş’urûne).

Bakara Suresinin 154. Ayetinde şöyle denir “Allah yolunda öldürülenlere de ölü demeyin. Onlar diridir ama siz anlamazsınız.”

Tıpkı şehitlerimiz gibi. Şehit nedir diye sorarsanız şehit nefsini Allah’a satıp Allah yolunda savaşandır. Allah yolunda öldürülen şehittir. Allah yolunda ölen şehittir.

Bu ülke tam 33 yıldır PKK denilen terör örgütüyle mücadele ediyor. Terör örgütü 1984 yılından beri asker, polis, sivil vatandaş demeden 40 binin üzerinde canımızı aldı. Almaya devam ediyor. Terör örgütlerine dış güçlerin destek verdiğini zaten hepimiz biliyorduk. Ama içimizdeki vatan hainlerinin bu ülkeyi bölmek, parçalamak için oynadığı kirli oyununu 15 Temmuz gecesi çok acı bir şekilde öğrendik.

Devletin her kademesine yuvalanan hain terör örgütü FETÖ üyeleri 15 Temmuz akşamı ülkeyi karanlığa gömmek, kargaşa ortamı yaratmak için çıktı ortaya. Asıl işleri bu ülkenin vatan savunmasını sağlamak olan eli silahlı asker görünümlü hainler 15 Temmuz akşamı ilk olarak İstanbul’daki Boğaziçi Köprüsünü trafiğe kapattı. Normal ve sıradan bir gün olarak başlayan 15 Temmuz gecesi saatler 22.00’yi gösterdiğinde acı, kan ve demokrasi için verilen bir mücadele gecesine dönüştü.

O gün evdeydim. Televizyon izlerken kanalları gezmeye başladım. Haber kanalında son dakika yazısı çarptı gözüme. Yazıda asker Boğaziçi Köprüsünü trafiğe kapattı diyordu. O dakikadan sonra pür dikkat tüm haber kanallarını tek tek dolaşmaya başladım. İlk önce yine bir terör saldırısı olabileceği ihtimalini düşündüm. Habercilik alışkanlığından olsa kayıtsız kalamadım. Haber bültenlerini izlerken Başbakan Yıldırım bağlandı canlı yayına ve bu olayın bir kalkışmayı işaret ettiğini söyledi. O dakikadan sonra endişem, heyecanım arttı. Sonra ard arda saldırı haberleri gelmeye başladı. Önce Boğaziçi Köprüsünde bulunan vatandaşların üzerine askerler tarafından ateş açıldığı ölü ve yaralılar olduğu bilgisi verildi. Sonra Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Genelkurmay Başkanlığı, Özel Harekât Daire Başkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin savaş uçakları ve helikopterler tarafından bombalandığı haberleri düştü peş peşe. Böyle bir şey nasıl olabilirdi ki diye sormaya başladım.

Böyle bir hainliği kim neden yapabilirdi ki? Aynı ülkenin askeri, sivil vatandaşına, polisine kurşun ve bomba yağdırıyordu. Biz Karaman’daydık. İstanbul ve Ankara’da yaşananlara birebir şahit değildik. Orada yaşananları anca televizyon kanallarından izlediğimiz kadarıyla görebildik. Bu nasıl olur dedim. TRT’yi açtığımda ise gözlerindeki korku apaçık belli olan ve yutkunarak konuşan spiker Yurtta Sulh Konseyi adı verilen bir grup silahlı kuvvetli mensubunca ülkenin yönetimine el konulduğunu bildiriyordu. Bugüne kadar hiç darbe görmemiş biri olarak kendimden önce çocukları düşündüm. Babamların, dedemlerin anlattığı darbe günleri geldi biranda aklıma. Şimdi aynısını bizde mi yaşayacağız dedim. Artık zaman geçmez hale gelmişti. Haber kanalları her dakika başı bir felaketi duyuruyordu. İnsanların üzerine yürüyen tankları, atılan bombaları ve kurşunları izliyorduk. Sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan bağlandı CNN Türk kanalında Hande Fırat’ın telefonuna facetime yoluyla. Bu bir darbe girişimidir dedi ve halkı sokağa çıkmaya davet etti. O dakikadan sonra ülkenin her yerinde vatandaş sokaklara akın etti. Mahalleden de bu çağrıya uyan komşularım ellerinde Türk bayraklarıyla koştular meydanlara. Sonra birden camilerde selalar verilmeye başlandı. İşte o anda tüylerim diken diken oldu. İçerde uyuyan yiğenimi düşündüm. Kardeşlerimi, annemi, babamı, sevdiklerimi düşündüm. Böyle bir şey nasıl olur dedim. Bir Türk askeri vatanına, bayrağına nasıl ihanet eder. Halkın kararlılığı sonucu bu hain saldırı püskürtüldü. Ama 265 şehit verildi bu uğurda.

265 vatan evladı içinde polisi, askeri sivil vatandaşı bu ülke hainlere teslim edilmesin diye canını ortaya koydu. Tankların önüne yattılar. Kurşunların önüne atladılar. Bugün o kanlı hain saldırının yıldönümü. Acımız hala ilk günkü gibi taze, ilk günkü gibi yaramız kanıyor.  FETÖCÜ hainler ise birer birer yakalanıp adalete teslim edilmeye devam ediyor. Ülke bu hainlerden temizlenmeye çalışılıyor. Operasyonlar bugün bile devam ediyor. Kim bilir daha ne kadar sürecek belli değil. Çünkü devletin her kademesine o kadar ustalıkla ve gizlilikle yerleştirilmişler ki kimin hain olduğunu anlamak zaman alıyor.

Ben inanıyorum yada inanmak istiyorum. 94 yıl önce Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bu ülke yaşadığı her felaketten daha da güçlenerek çıktı. Türkün gücünü, cesaretini tüm dünya iyi bilir. Biz söz konusu vatan olduğunda gözü hiçbir şey görmeyen bir neslin evlatlarıyız. Vatanımızın bir karış toprağını dahi vermemek için kanımızın son damlasına kadar savaşmayı seçenleriz. Korkup kaçmayı değil.

Bu vatan kolay kazanılmadı. Öyle herkes gelip elimizden almaya kalkamaz. Almaya kalkan o eli kırmasını çok iyi biliriz.

Allah bu aziz vatana bir daha 15 Temmuz gibi bir gün yaşatmasın.

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,

Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.