banner317

AMELE-4

Okuldaki yaşadıkları ve Ayşe Öğretmenin anlattıkları, birer filim şeridi gibi zihninden geçiren Yusuf, oturduğu yerden kalktı, azık çıkısını geçirdiği küreği sol omzuna koyarak yürümeye başladı. İki İstasyon Caddesi arasında kalan kısa bir yola girdi. Yolun sol tarafındaki yıkık duvarların yanındaki ceviz ağacındaki kargalar, uçmaya başladılar; bunlara bakan Yusuf, karşısında henüz parlaklığını yitirmemiş olan ayı görünce: “yıldızlar uykuya çekilmiş, ay onları bekliyor” diye düşündü.

Yusuf, İkinci İstasyon Caddesine girdiği zaman yanından biri şalvar ve üzerine de puanlı örtü almış bir kadınla siyah çarşaf giymiş iki kadını gördü. Çarşaf giyen kadın, orta boylu, bir şeylerden çekiniyormuş gibi etrafa bakıyordu; Yusuf’un yanına geldiklerinde de Yusuf’a kaçak bir bakış attı; uzun boylu olan şalvarlı ve puanlı örtülü kadın, kendinden son derece emin adımlarla yürüyordu.

Yusuf, bu kadınların farklı giysiler içinde olduğunu görünce, komşularını hatırladı. Komşularından bazıları siyah çarşaf yerine şalvar ve örtü; bazıları da manto giyiyorlardı. Çocukluğunda giyimlerine hayranlıkla baktığı fabrikanın memur hanımlarının allı yeşilli elbiseleri içinde gülerek ve biraz da yüksek sesle istasyon tarafındaki Konya Yolu’ndaki yürüyüşlerini ve onların önünden ve arkalarından koşuşturan çocukları da hatırladı.

İkinci İstasyon Caddesindeki fırına yaklaştığı anda birkaç yaylı arabanın gelmekte olduğunu gören Yusuf, insanlar işlerine gitmeye başladılar, diye düşündü. İkinci İstasyon Caddesi’nden karşıya geçen Yusuf, Odun Pazarı’nın önünden sol tarafa dönerek, İnönü Caddesine girdi. Hükümet Binasına dönmeden, yan taraftaki fırından çıkan ekmeklerin kokusunu duydu. Şimdi bir tahinli helva olsa da bu pidenin içine sıksam, diye düşündü; aynı Keçecilerin helva dükkânında yediği pide ve tahin helvası gibi…

Yusuf, karnının tok olduğunu hissetti ve sabah annesinin yaptığı sulu pilavdan çok yediğini hatırladı; Hükümet Binası’nın önüne gelince, binanın önündeki merdivenlerden ortadaki merdivene oturdu. Merdiven yedi basamaklı idi. Yusuf, geldiğinde merdivenlerde iki kişinin olduğunu gördü, demek ki geç kalmamışım, diye düşündü. Alt basamaktaki kişi, saçları dökülmüş, hafif şişman ve güleç yüzlüydü, Yusuf’u görünce de gülerek hoş geldin, dedi. Yusuf, bu kişiyi beş gündür görüyordu; sakalları biraz uzamış ve başında kasketi olan kişiyi ise yeni görüyordu.

Dakikalar ilerledikçe gelenlerin sayısı da artmaya başladı. Yusuf, bu gelenlerden ancak birkaçını tanıyordu. Gelenlerin hepsinin de birer kürek ve azık çıkıları vardı. Bazıları, küreğini oturduğu yerden omzuna dayamış ve azık çıkılarını da kucaklarına almışlardı.

SÜRECEK...

YORUM EKLE

banner284

banner285