KMÜ’de Edebiyat ve Bilgelik Söylesisi Yapildi

Karamanoglu Mehmetbey Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin davetlisi olarak Karaman’a gelen arastirmaci-yazar Sadik Yalsizuçanlar ve sair Mustafa Aydogan, KMÜ’lü ögrencilerle bulustu.

KMÜ’de Edebiyat ve Bilgelik Söylesisi Yapildi

Üniversitenin Karamanoglu Mehmetbey Konferans Salonu’nda gerçeklestirilen söylesiye Rektör Yardimcilari Prof. Dr. Mehmet Karatas ve Prof. Dr. Kemal Esengün, Edebiyat Fakültesi Dekani Prof. Dr. Turan Karatas, üniversitenin akademik ve idari personeli ile ögrenciler katildi.
Prof. Dr. Turan Karatas’in moderatörlügünde gerçeklestirilen söyleside geçmisten günümüze edebiyat serüveninde yasananlar ana tartisma konusu oldu.
Mustafa Aydogan konuyu siir bazinda irdeleyerek, siirin geçirdigi süreci tarihsel boyutta degerlendirdi. Haci Bayram, Yunus Emre ve Mevlana gibi büyük zatlar tarafindan siirde gönül medeniyetinin kuruldugunu söyleyen Aydogan, bu sairlerle toplumun iç nizaminin insa edildigini belirtti. Mustafa Aydogan, o dönemin büyük sairlerinin bir ask medeniyeti olan Islam Medeniyetini eserlerinde mükemmel bir sekilde anlattiklarini dile getirdi. Bati Medeniyetinin birçok yere hakim olmasina ragmen Islam Medeniyeti gibi kendisini hiçbir yerde sevdiremedigine dikkat çekti.
Mustafa Aydogan, siirin Tanzimat döneminde psikolojik dünyanin degisiminden etkilenerek degistigini vurguladi, bu durumu Bati’nin kültürel medeniyetinin kabulü olarak degerlendirdi. Aydogan, Birinci Dünya Savasi sonrasinda sadece topraklarin degil, iç nizamin baska bir deyisle siirin kaybedildigini sözlerine ekledi.
Siirde yasanan manevi dinamik kirilmasinin 1960’lara kadar devam ettigini belirten Aydogan, “Bu dönemde Attila Ilhan, Orhan Veli ile baslayan ve sadece elle tutulan somut ögelere itibar etme olarak nitelendirebilecegimiz siirler kaleme alinmistir. 1915’ten sonra siirde kaybettigimiz sey lirizmdir.” dedi. Aydogan, askin sadece kadina olan ask seklinde algilandigini belirterek, kadindan baslayan askin Allah askina varacaginin unutuldugunu kaydetti. 1960’tan sonra Sezai Karakoç’la birlikte siirin yeniden manevi merkezine yöneldigini ve Akif Inan, Cahit Zarifoglu gibi sairlerle bu yönelisin devam ettigini ifade etti.
Sadik Yalsizuçanlar, söyleside edebiyatin tanimi ve anlamlandirilmasi üzerinde durarak, ”Edep kisinin sinirlarini bilmesidir, insanin baskasina zarar vermeden yasamasidir, kendini bilmesidir.” diye konustu. Edebiyatin olgunlasma ile ilgili bir durum oldugunu söyleyen Yalsizuçanlar, edebiyatla ilgilenmek için edebiyat egitimi almanin sart olmadigini söyledi.
Alman filozof Heidegger’in dedigi “Dil varligin evidir.” sözüne katildigini ifade eden Sadik Yalsizuçanlar edebiyatin dil üzerinden algilanmasi gerektiginin altini çizdi.
Günümüzden bes asir önce ünlü sair Fuzuli’nin kaleme aldigi siirlerden örnekler sunan Yalsizuçanlar, ”500 yüz yil önce yazilanlarin simdi bile ayni histe algilanmasi edebiyatin bilgeliginin en iyi göstergesidir.” diye konustu. Sadik Yalsizuçanlar, edebiyatin insanlik yolunda yürüyüs oldugunu ve uzun vadede kisiye soyut faydalar saglayacagini hatirlatti.
Konusmalarin ardindan Mustafa Aydogan kendisine ait “Kimsesi Yoktur Acinin” ve “Az Önce” siirlerini okudu. Sadik Yalsizuçanlar, Mustafa Aydogan ve Prof. Dr. Turan Karatas katilimcilarin yönelttikleri sorulari yanitlayarak, doyumsuz bir edebiyat söylesisine imza attilar.
Söylesinin sonunda Prof. Dr. Mehmet Karatas Mustafa Aydogan’a, Prof. Dr. Kemal Esengün de Sadik Yalsizuçanlar’a katkilarindan dolayi plaket takdim ettiler. Sanatçilarin kitaplarini imzalamasiyla etkinlik sona erdi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner284

banner285