Başkan Bayram: Şeker Pancarı Sadece Şeker Midir?

Karaman Ziraat Odası Başkanı Mehmet Bayram, şeker pancarı hasadının başlaması sonrası gerçekleştirdiği ziyaretlerle ilgili açıklamalarda bulundu.

Başkan Bayram: Şeker Pancarı Sadece Şeker Midir?

Başkan Bayram sosyal medya hesabından şu açıklamaları yaptı, Başkan Bayram,“Şeker fabrikaları 2021-2022 yılı kampanya dönemlerine peş peşe kurbanlar keserek dualar ederek başlıyor. Üreticilerimizin el emeği göz nuru ülkemizin önemli bir katma değeri şeker pancarı hasadı sonrası yoğun 100-130 günlük bir süreyi üreticisinden hasat edenine, yükleyicisinden nakliyecisine, fabrikasından çalışanına hep birlikte heyecanı yaşayıp bereketli bir sezon olması için emeklerimizi ortaya koyacağız.

Sonuçta her işte olduğu gibi kazananlar olacak, biz kazananın üretici ve şeker sanayisi olması tarafındayız.

Çoğu zaman olduğu gibi aldım sattım şunu kazandım yerine emek ve yatırımın kazanmasını istiyoruz. Şeker pancarı, üreticilerin hem gelirini artıran hem de istihdam sağlayan bir bitkidir. Şeker pancarı; tarımı sağladığı yüksek katma değer, yan ürünlerin hayvan yemi olma ve tarımda sağladığı istihdam özelliğiyle üretim bölgesinden kente göçün hızını kesen, üreticimize ve ülkemize en faydalı ve alternatifi olmayan, olmasaydı icadı gereken bir bitkidir.  Enerjide dışa bağımlılığı azaltabileceği biyoyakıtların önem kazandığı günümüzde, Covid-19 salgınında; alkol üretimi, maya üretimi ve birçok yan ürünü ile şeker fabrikalarını dolayısı ile şeker pancarı yetiştiriciliğinin stratejik önemini düne göre daha da arttırmıştır. Neymiş? Şeker pancarı sadece şeker değilmiş.

Şeker pancarı Anadolu’nun vazgeçilmez en önemli bitkisidir. Gece gündüz sıcaklık farkının şeker kalitesine (polar) direk etkisi ile Orta Anadolu alternatifsiz bir üretim bölgesi olmuştur. Tarımda münavebenin, planlı üretimin ve sulu tarımın öncüsü, münavebe sistemi ile yapılan şeker pancarı tarımı, iyi bakımlı bir tarla bıraktığından kendisinden sonra yetiştirilecek ürünlerde verim artışı sağlamaktadır. Nitekim bu verim artışı buğdayda yüzde 20’ye kadar yükseldiği görülmektedir.

Bir dekarının fotosentez yoluyla havaya verdiği oksijen, 6 kişinin bir yılda tükettiği oksijene eşdeğer olup, aynı orman alanından 3 kat fazla oksijen üretmesi ile çevre dostu endüstri bitkisidir. Sağladığı katma değerle, gayri safi milli hâsılaya 3 Milyar dolar katkı sağlar.  1 dekarında yaklaşık 10 işgücü istihdam sağlar.  Şeker pancarı üretiminde 1998 yılından sonra kota sistemi uygulanmaya başlanmıştır. Şeker pancarı ve şeker politikası 2001 yılında yürürlüğe giren 4634 sayılı Şeker Kanunu ile düzenlenmiştir. Üretimde kota uygulaması bu kanunla da sürdürülmekte ve üretim yazılı sözleşme hükümlerine göre yapılmaktadır. Şeker Kanunu`nun 3. maddesine göre; "Şeker üretimi ve arzında istikrarı sağlamak amacıyla pazarlanacak şeker miktarı, sakaroz kökenli ve diğer şekerler için ayrı ayrı olmak üzere şeker türlerine göre, gerektiğinde dönemsel olarak kotalar ile belirlenir. Nişasta kökenli şekerler için belirlenecek toplam A kotası, ülke toplam A kotasının yüzde 10`unu geçemez. Bakanlar Kurulu bu oranı, Kurumun görüşünü alarak yüzde 50`sine kadar artırmaya, yüzde 50`sine kadar eksiltmeye yetkilidir".

Mevcut Kanun kapsamında faaliyet gösteren tüm şeker şirketleri, Şeker Kurulunca kendilerine tahsis edilen kotalara göre üretim programı yapmaktadır. Son 10 yıllık dönemde Bakanlar Kurulu NBŞ kotasını yüzde 25-50 oranında artırmıştı. Mevcut kanunda bile AB ortalamalarının çok üzerinde üretim kotası verilen NBŞ`lerin kotasının daha da artırılmasının pancar şekeri sanayi ve pancar üreticilerini olumsuz yönde etkileyecek. NBŞ kotası 2019-2020 üretim sezonunda yüzde 50 azaltılmıştır. Buna göre ülke toplam A kotasının yüzde 5’inden, yüzde 2,5’ine düşürülerek 67.500 ton olarak belirlenmiştir. Şeker pancarında yeterli üretim imkânı ve ortada net bir kalite var iken NBŞ kotalarının 2020 yılında olduğu gibi azalarak devam etmesi gerekir.

”Akıl, bir işin sonunu düşünmektir. Yani kârını, zararını çok iyi hesap ederek bir işe girişmektir.

Çünkü son pişmanlık para etmeyecektir. Ve “ah keşke” sözleri, akılsızlığın neticesidir.” diyor rahmetli Necmettin Erbakan Hoca. Dünyada şekerin yüzde 76,1`si kamıştan, yüzde 23.9`i pancardan üretilmiş olup, dünya şeker borsa fiyatlarını ticarete egemen olan düşük maliyetli kamış şekeri belirlemektedir. Dünyanın en büyük şeker üreticisi Brezilya olup dünya üretimindeki payı yüzde 22`nin üzerindedir. Bu ülkeyi yüzde 16`lık payla Hindistan ve yüzde 8`lik payla Çin takip etmektedir. Türkiye yüzde 1,3`lük payla 15. sırada yer almaktadır. Türkiye 15 Türk Şeker, 18 Kooperatif ve özel sektör olmak üzere 33 şeker fabrikası ile üretim yapmaktadır. Türkiye`de şeker pancarı üretimi; 2000 yılında 18 milyon 759 bin ton olan şeker pancarı üretimi 2016 yılında 14 milyon tona gerilemiştir. 2019 yılında 16 milyon tona yükseltilebilmiştir. 2020 yılında 23 milyon ton ile Cumhuriyet tarihinin üretim rekoruna ulaşılmıştır. Buna karşılık aynı dönemde hektar başına verim 45,9 tondan 68,5 tona yükselmiştir.  Ülkemizde Şeker Pancarı üreticisi çiftçi aile sayısı 450 binden 130 binlere düşmüştür. Bunun sebebi göç veya başka istihdam alanlarının oluşturulması değil, üretim ve karlılık anlamında Pankobirlik’in yoğun çabasına rağmen, şeker pancarı üreticisinin rekabet şartlarının zorlaştırılmasıdır. Türkiye`de şeker pancarı üretimi 2020 yılında 340 bin hektar alanda yaklaşık 23 milyon ton şeker pancarı üretimi gerçekleşmiş olup hedeflenen 2,7 milyon ton şeker üretimi hedeflenirken 300-350 bin ton şeker fazla üretilmiştir.  340 bin hektar Şeker pancarı üretim alanından 50 bin hektar Konya Şeker, 35 bin hektar Ilgın+Ereğli hinterlandında olup, Türkiye ekiliş alanının yüzde 25’ini oluşturmaktadır. Buna karşılık Şeker pancarı üretiminin yüzde 35'ini, şeker üretiminin yüzde 38’i Konya bölgesinden karşılanmaktadır. Şeker pancarı verimi Türkiye ortalaması dekara 5,4 ton iken Konya bölgesinde 7 tondur. Kalite olarak Türkiye ortalaması 15.5 polar iken, Konya bölgesi 17 polardır. Bu değerlendirmeler gösteriyor ki; Şeker pancarı, Konya Ovası’nın endemik bir bitkisidir. Konya, şeker pancarı üretim alanları özelleşen şeker fabrikalarının sözleşmeli üretim kıskacına girmiş, bölgesinde bulunan 4 şeker fabrikası yanında üretim diğer fabrikalara kaymaya devam etmektedir. 2020 yılında Konya bölgesinde üretilen şeker pancarlarından yaklaşık 250 bin ton diğer fabrikalarda işlem görmüştür. 2021 yılında Konya Ovası'nda üretilen şeker pancarlarından bir önceki yıla göre yaklaşık 800-850 bin ton şeker pancarı diğer fabrikalarda işlenmeye taşınacaktır.  Bu miktar şeker pancarının taşıma maliyetini düşünürsek maliyete etkisi görülecektir. Ayrıca bölgemizde yaşanan su sıkıntısı göze alındığında başka bölgelerin şeker fabrikalarına üretilen şeker pancarının bölgemizin gayri safi hasılasına ve sanayisine verdiği zararın telafisini bölgemizi yönetenlerin ve temsil edenlerin düşünmesi gereken bir konu ve sonuç olduğunu düşünüyorum. Geçen yılki rekor şeker pancarı üretimi sonrası elde edilen karlılığın alternatif ürünlere göre azalması, özellikle özel şeker fabrikaları başta olmak üzere nakliye, fire gibi üreticiyi zorda bırakan yaklaşımlar üreticinin şeker pancarından uzaklaşmasına neden oldu.  2021 yılında ekiliş alanında % 15'lik bir azalış olduğu gözlenmekte.  2021 yılında 290 bin hektar ekiliş alanından 17 milyon ton şeker pancarı üretimi, 2,2 milyon ton şeker üretimi gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Şeker pancarı kolay yetiştirilen bir ürün değil. Çiftçi pancarı bin bir meşakkatle yetiştiriyor. Şeker pancarı sökümü sonrası tarla seçimiyle başlayan hazırlık çalışmaları sonucunda nisan döneminde ekimi yapılıyor. Sonra da 6 ay boyunca yoğun tarım ve ilgiyle yetiştiriliyor. Çiftçinin bu emeği ve alın terinin doğru değerlendirilmesi ve karşılık bulması gerekir. Şeker pancarı fiyatı yüzde 25 artırılarak 16 polar şeker pancarı 420 TL/Ton dan işlem görecektir. Her polar artışı ton başına 26,25 TL artış oluşturacaktır. Aynı dönemde gübre fiyatı yüzde 70-90 artmış, tohumluk fiyatı yüzde 114 zamlanmış. Elektrikte sadece son 2 yılda yüzde 100’ün üzerindeki artış üreticinin maliyet yükünü artırmıştır. Zirai ilaç masrafları da cabası. Yaptığımız hesaplamalara göre şeker pancarı üretimindeki toplam masrafların yarısı enerji giderlerini oluşturmaktadır. Orta Anadolu şeker pancarı üretiminin lokomotifi ise, enerji giderleri üzerinde yapılan toplantı ve değerlendirmelerin artık bir sonucu ortaya konmalıdır. Çiftçinin pancar bedellerini karşılayacak olan şeker fabrikalarıdır. Şeker fabrikaları ürettikleri şekerden kazanmaları gerekir ki çiftçinin ihtiyacını yeterli ve zamanında karşılayabilsin. Hem şeker pancarında hem de şeker fiyatlarında istikrar ve sürdürülebilirliğin sağlanması gerekir.  Geçen yılki yüzde 12'lik şeker pancarı fiyat artışının üzeri 16 Eylül 2021 yılında Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan yüzde 25'lik şeker pancarı fiyat artışı şeker fabrikalarının üretim maliyetlerine etkisi, bunun sonucu yıl sonu karlılığına nasıl etkisi oldu, bunları samimiyetle değerlendirmek gerek. Üretici merkezli tüketici korumalı yaklaşımımızda elbette sanayicinin de karlılığı ve sürdürülebilir bir üretim yapmasını sağlayacak gelir gider dengesinin ve dahi karlılığının sağlanması gerekir. Şeker fabrikaları karlılığı sağlayamazsa ne olur? Türk Şeker görev zararı yazabilir. Özel sektör ben oynamıyorum diyebilir. Kooperatiflerin zararını kim karşılayacak?  Onlar bu işi nasıl devam ettirecek? Tabi ki üretici zarar edecek, üreticinin geleceğine yazılacak. Tüketiciyi korumanın, üreticiyi korumadan geçtiği daima göz önünde bulundurulmalıdır. Arz güvenliğinin olmadığı bir ortamda tüketicinin korunmasından ve gıda güvenliğinden bahsedilmesi işin edebi yanıdır.  Tüm bu sebeplerle tüketiciyi ve üreticiyi koruma rolünün dengelenmesi ve psikolojik sınırların ötesinde gerçekçi yaklaşımlar ortaya koymamız gerekir.   Şeker pancarı, Tarım Orman Bakanlığı’nda tarımsal üretim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nda sanayi ürünü, Ticaret Bakanlığı’nda ticaret ve iktisat, Sağlık Bakanlığı’nda da halk sağlığı açısından ciddiyet ve hassasiyetle ele alınmalıdır. Gelecek nesillere kullanılabilir toprak ve su kaynağı bırakmanın yanında sağlıklı besin tüketimi alışkanlıkları bırakılmalıdır. Çevre ile birlikte ‘Gıda Güvenliğinin Milli Eğitim Bakanlığı’nca da tüm eğitim kurumlarında temel ders olarak müfredata alınmasında geç bile kaldık.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner284