ORTADOĞU KAYNIYOR

Teknolojide dijitalleşme, minyatürleşme, bağımsızlaşma, hız, görüntü ve sesin birleştirilmesiyle dünya küçültülmüştür. Bu süreçte ekonomide, sınır tanımaz küresel sermaye, yeryüzünde en uç noktalara kadar girerek, piyasa ekonomisini yaygınlaştırma ve kapitalizmi yerleştirmeye; kültürde ise, toplumların kültürlerini yok ederek, bir asimilasyon hareketi sürdürüp, dünyayı Amerikalılaştırmaya yönel inmiştir.

ABD tarafından uygulanmaya koyulan BOP(Büyük Ortadoğu Projesi) ve Ilımlı İslam projeleri, Ortadoğu toplumlarını demokratikleştirme maskesi altında, İslam toplumlarının yaşadıkları ülkeleri, etnik ve mezhep farklılıklarından yararlanarak, bölme projesidir. Yani bu projeler, İslamların yaşadıkları ülkeleri bölme ve İslam toplumlarını parçalama amaçlıdır.

Suriye, Irak, Lübnan, Afganistan, İran vb. ülkelerde bu projeler uygulanmaya başlanılmıştır. Irak’ta Kürt, Şii ve Sünni olmak üzere üç federe bölge oluşturulmak üzeredir. Lübnan’da Şii, Sünni ve Hıristiyan kesimleri vardır. İran yoğunluklu olarak Şii’dir. Ancak bünyesinde Kürt ve Azeri unsurları da barındırmaktadır.

ABD Dışişleri Bakanları, zaman zaman Ortadoğu’nun haritasının yeniden çizme zamanı geldi’’ şeklinde açıklamalar yapmışlardır.

Ortadoğu, İslam toplumlarının yaşadıkları mekânlardır. ABD Dışişleri Bakanları neden ‘’Latin Amerika ya da Kuzey Avrupa’nın haritasının yeniden çizme zamanı geldi’’ demiyorlar. Buralarda Müslümanlar yaşamıyorlar da ondan mı?

ABD’nin bu projeleri karşısında:

İran, komşumuz Suriye’de ortaya çıkan İç Savaş’ta Suriye Hükümeti’nin yanında yer almış ve görünen o dur ki, Esat’ın yönetimde kalmasını sağlamıştır. Ayrıca İran, Yemen İç Savaşı’nda Şii’leri desteklemektedir.

Sonuçta İran; Irak, Suriye, Lübnan, Bahreyn vb. ülkelerde siyasi ağırlığını hissettirmektedir. İran’ın Irak, Suriye, Yemen, Bahreyn, Lübnan’ da ağırlığı iyiden iyiye hissettirmesi nedeniyle ABD, İran’ın Ortadoğu’daki direncini ve etkisini kırmaya çalışıyor.

Yoğun bir şekilde savaş ortamına sürüklenen Ortadoğu’da, bir Sünni-Şii ekseninde Türkiye ile İran’ın savaştırılması endişesini taşımaktayım. Ortadoğu’daki Enerji kaynaklarını ele geçirmeye çalışan emperyalist güçler, Ortadoğu’dan ayrılmadıkça; özellikle de ABD, Ortadoğu’dan ayrılmadığı sürece bu endişem sürecektir.

Nitekim bu endişemi güçlendiren en son olay da Suriye’nin; ABD, İngiltere ve Fransa’dan oluşan cephe tarafından 14 Nisan günü yoğun bir hava saldırısına uğramasıdır.

Gelişmeler karşısında, yapılması gereken; Ortadoğu’da bulunan devletlerle gelişmeleri soğukkanlılıkla, sağduyuyla ve heyecana kapılmadan değerlendirmek, tahriklere kapılmamak ve kararlılık içinde hep birlikte karşı durmaktır.

Türkiye olarak, Osmanlıdan kalma ‘’ Denge Politikasını” terk etmenin zamanı gelmiştir. Gelişmeler karşısında pozisyonlar alma yerine kararlı ve tutarlı bir duruş sergilenmeli, Türkiye başkalarına göre değil, başkaları Türkiye’ye göre pozisyon almalı. Bunu yapabilmemiz için içte güçlü olmamız gerekir. Zira ‘’ Dışta Güçlü Olmanın Ön Koşulu İçte Güçlü Olmaktır. ‘’Bunun için de asırlardır damıtarak oluşturduğumuz değerlerimizi aşındırma ve yıpratma yerine onlara sahip çıkalım ve bir daha Kurtuluş Savaşı vermek zorunda kalmayalım.

YORUM EKLE